Dövizle İşlem Yapma Yasağı Hakkındaki Düzenlemeler


Cumhurbaşkanlığının 12 Eylül 2018 tarihli 85 Sayılı Kararı (“Karar”) ile, “Türkiye’de yerleşik kamu ve özel hukuku kişilerinin, Hazine ve Maliye Bakanlığı (“Bakanlık”) tarafından belirlenen haller dışında, kendi aralarındaki menkul ve gayrimenkul alım satım, taşıt ve finansal kiralama dâhil her türlü menkul ve gayrimenkul kiralama, leasing ile iş, hizmet ve eser sözleşmelerinde sözleşme bedeli ve sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamaz” hükmü getirilmiştir.

Karar, ayrıca Karar’ın yürürlüğe girmesinden önce akdedilmiş ve halen yürürlükte bulunan sözleşmelerdeki döviz cinsinden bedeller ile diğer ödeme yükümlülüklerinin, Bakanlıkça belirlenen haller dışında, Türk parası olarak yeniden belirleneceğini düzenlemektedir.

Bakanlığa tanınan yetki uyarınca, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ 6 Ekim 2018 tarihinde Bakanlık tarafından yayımlanmıştır. Ancak, Karar’ın yürürlüğe girmesi ile ortaya çıkan sorulara, ilgili tebliğ ile yenileri eklenmiş, Karar ve tebliğde düzenlenen pek çok hususla ilgili belirsizlikler devam etmiştir. Bunun üzerine Bakanlık, 12 Ekim 2018 tarihinde kendi internet sayfasında konuya ilişkin “Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No:2008-32/34)’de 6 Ekim 2018 Tarihinde Yapılan Değişiklik ile İlgili Olarak Sıkça Sorulan Sorular” başlığı ile bir açıklama yayımlayarak tebliğin uygulaması ile ilgili karşılaşılan tereddütleri gidermeyi hedeflemiştir.

Yaşanan belirsizliklerin pek çok sektör tarafından eleştirilmesi üzerine Bakanlık bazı konularda değişiklik yapmak adına tebliğ ile getirilen bazı hususları değiştirerek en son 16 Kasım 2018 tarihinde Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ’de Değişiklik Yapılmasına Dair 2018/32-52 sayılı Tebliğ’i (“Tebliğ”) yayımlamıştır. Tebliğ, genel olarak Karar uyarınca bedel ve diğer ödeme yükümlülükleri Türk parası olarak düzenlenmesi gereken sözleşme tiplerinin bir kısmını yasak kapsamından çıkarıp istisna kapsamına almaktadır. Buna ek olarak, Karar’ın çıkması ile gündeme gelen kur tartışmaları ile ilgili düzenlemelere de Tebliğ’de yer verilmiştir.

  1. Tebliğ ile Getirilen İstisnalar

Esas olarak, Türkiye’de yerleşik kişiler tarafından akdedilecek menkul ve gayrimenkul alım satım, her türlü menkul ve gayrimenkul kiralama, leasing, iş, hizmet ve eser sözleşmeleri, Karar’da döviz yasağı kapsamında sayılan sözleşme tipleridir. Tebliğ uyarınca yukarıda anılan sözleşme tiplerine ilişkin getirilen istisnalar ise şu şekildedir:

  • Menkul Satış ve Kiralama Sözleşmeleri: Taraflar, menkul satış veya kiralama sözleşmelerinde, sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırabilirler. Ancak, taşıt kiralama sözleşmeleri bu istisna kapsamı dışında tutulmaktadır. Dolayısıyla, taşıt kiralama ve sözleşmelerinin bedelleri ile bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin Türk parası üzerinden belirlenmesi gerekmektedir.
  • Taşıt Kiralama Sözleşmeleri: 13 Eylül 2018 tarihinden önce imzalanmış taşıt kiralama sözleşmeleri ve yolcu taşıma amaçlı ticari taşıt satış sözleşmeleri, Karar’dan istisna tutulmuş olup bunların bedelleri ve diğer ödeme yükümlülükleri döviz üzerinden kararlaştırılabilir.
  • Gayrimenkul Satış ve Kiralama Sözleşmeleri: Aşağıdaki istisnalar haricinde tarafların konusu yurt içinde yer alan gayrimenkuller olan, konut ve çatılı iş yeri dâhil gayrimenkul kiralama ve satış sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırmaları yasaklanmıştır.

­      Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile vatandaşlık bağı bulunmayan Türkiye’de yerleşik kişilerin veya yurtdışında yerleşik kişilerin Türkiye’de bulunan şube, temsilcilik, ofis, irtibat bürosu, doğrudan veya dolaylı olarak %50 ve üzerinde pay sahipliklerinin veya ortak kontrol ve/veya kontrolüne sahip bulunduğu şirketlerin alıcı veya kiracı olarak taraf oldukları gayrimenkul satış ve gayrimenkul kiralama sözleşmeleri,

­      Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan belgeli konaklama tesislerinin işletilmesi amacıyla kiralanmasıyla ilgili gayrimenkul kiralama sözleşmeleri ve

­      Gümrüksüz satış mağazalarının kiralanmasına ilişkin gayrimenkul kiralama sözleşmeleri.

  • İş Sözleşmeleri: Yurt dışında ifa edilecekler ile gemi adamlarının taraf oldukları dışında kalan iş sözleşmeleri de Karar’ın kapsamı içindedir. Bununla beraber, Türkiye’de yerleşik olmasına rağmen Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile vatandaşlık bağı bulunmayan kişilerin taraf olduğu iş sözleşmelerinde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür.
  • Hizmet Sözleşmeleri: Tebliğ, aşağıda sayılan sözleşmeler dışında kalan danışmanlık, aracılık ve taşımacılık sözleşmeleri dâhil hizmet sözleşmelerinde sözleşme bedeli ve diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz üzerinden ya da dövize endeksli olarak belirlenmesini yasaklamaktadır:

­      Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile vatandaşlık bağı bulunmayan kişilerin taraf oldukları hizmet sözleşmeleri,

­      2017/4 sayılı tebliğ uyarınca ihracat, transit ticaret, ihracat sayılan satış ve teslimler ile döviz kazandırıcı hizmet ve faaliyetler kapsamında yapılan hizmet sözleşmeleri,

­      Türkiye’de yerleşik kişilerin yurt dışında gerçekleştirecekleri faaliyetler kapsamında yapılan hizmet sözleşmeleri,

­      Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdedecekleri, Türkiye’de başlayıp yurt dışında sonlanan, yurt dışında başlayıp Türkiye’de veya yurt dışında başlayıp yurt dışında sonlanan hizmet sözleşmeleri.

  • Yurtdışında Yerleşik Kişilerin İştirakleri ile Serbest Bölgede Bulunan Şirketlerin İş ve Hizmet Sözleşmeleri: Yurtdışında yerleşik kişilerin Türkiye’de bulunan şube, temsilcilik, ofis, irtibat bürosu, doğrudan veya dolaylı olarak %50 ve üzerinde pay sahipliklerinin veya ortak kontrol ve/veya kontrolüne sahip bulunduğu şirketlerin işveren veya hizmet alan taraf olarak taraf oldukları iş ve hizmet sözleşmeleri de Tebliğ ile istisna kapsamına alınmıştır. Aynı şekilde, serbest bölgedeki faaliyetleri kapsamında serbest bölgelerdeki şirketlerin işveren veya hizmet alan taraf olarak taraf olduğu iş ve hizmet sözleşmelerinin bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin de döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür.
  • Eser Sözleşmeleri: Döviz cinsinden maliyet içeren eser sözleşmeleri Tebliğ ile istisna kapsamına alınarak bedelin ve diğer ödeme yükümlülüklerinin dövizle kararlaştırılmasına imkân verilmiştir. Bunun dışında kalan eser sözleşmeleri dövizle işlem yapma yasağı kapsamındadır.
  • Yazılım ve Lisans Sözleşmeleri:Bilişim teknolojileri kapsamında yurtdışında üretilen yazılımlara ilişkin satış sözleşmeleri ile yurt dışında üretilen donanım ve yazılımlara ilişkin lisans ve hizmet sözleşmelerinde sözleşme bedeli ile bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür.
  • Finansal Kiralama Sözleşmeleri: Bu sözleşmeler açısından Tebliğ’de sadece aşağıda belirtilen istisnalar mevcuttur:

­      İlgili mevzuatında tanımlanan gemilere ilişkin finansal kiralama sözleşmeleri,

­      32 Sayılı Karar’ın 17 ve 17/A maddeleri kapsamında yapılacak finansal kiralama sözleşmeleri ile

­      13 Eylül 2018 tarihinden önce imzalanmış menkul ve gayrimenkullere ilişkin finansal kiralama sözleşmeleri.

  • Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Akdettiği Sözleşmeler: Kamu kurum ve kuruluşlarının taraf olduğu aşağıdaki sözleşme tiplerinin bedeli ile bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak belirlenebilir:

­        Kamu kurum ve kuruluşları ile Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı şirketlerinin (Aselsan, Havelsan, Roketsan, vb.) taraf olduğu gayrimenkul satış ve gayrimenkul kiralama dışında kalan sözleşmeler,

­        Kamu kurum ve kuruluşlarının taraf olduğu döviz cinsinden veya dövize endeksli ihaleler, sözleşmeler ve milletlerarası antlaşmaların ifası kapsamında gerçekleştirilecek olan projeler dahilinde, yükleniciler veya görevli şirketlerin ve bunların sözleşme imzaladığı tarafların üçüncü kişilerle akdedeceği veya bahsi geçen projeler çerçevesinde akdedilecek gayrimenkul satış sözleşmeleri ve iş sözleşmeleri dışında kalan sözleşmeler, ve

­        Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun kapsamında gerçekleştirilen işlemlerle ilişkin olarak yapılan sözleşmeler. Bu işlemlerle ilgili olarak bankaların taraf olduğu sözleşmeler de istisna kapsamındadır.

  • SPK Kapsamında Yapılan Sözleşmeler: 32 Sayılı Karar hükümleri saklı kalmak kaydıyla, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu (“SPK”) ile SPK’ya dayalı olarak yapılan düzenlemeler çerçevesinde, sermaye piyasası araçlarının (yabancı sermaye piyasası araçları ve depo sertifikaları ile yabancı yatırım fonu payları da dâhil olmak üzere) döviz cinsinden oluşturulması, ihracı, alım satımı ve yapılan işlemlere ilişkin yükümlülüklerin döviz cinsinden kararlaştırılması mümkündür.
  • Havayolu Faaliyetlerine İlişkin Sözleşmeler: (i) Türkiye’de yerleşik yolcu, yük veya posta taşıma faaliyetinde bulunan ticari havayolu işletmeleri, (ii) hava taşıma araçlarına, motorlarına ve bunların aksam ve parçalarına yönelik teknik bakım hizmeti veren şirketler, (iii) sivil havacılık mevzuatı kapsamında havalimanlarında yer hizmetleri yapmak üzere çalışma ruhsatı alan veya yetkilendirilen kamu ya da özel hukuk tüzel kişiliği statüsündeki kuruluşlar ile (iv) söz konusu kuruluşların kurdukları işletme ve şirketler ile doğrudan veya dolaylı olarak sermayelerinde en az %50 hisse oranına sahip olduğu ortaklıkların yapacakları sözleşmeler istisna kapsamındadır.

Uluslararası piyasalarda fiyatı döviz cinsinden belirlenen kıymetli madenlere, emtiaya ve/veya dolaylı olarak dövize endekslenen sözleşmeler de 32 Sayılı Karar kapsamında dövize endeksli sözleşme olarak değerlendirilir. Ancak bunun istisnası olarak, taşımacılık faaliyetlerine ilişkin hizmet sözleşmelerinde akaryakıt fiyatlarına endeksleme yapılması mümkündür.

Yukarıda belirtilen sözleşme tiplerine ek olarak, sözleşme bedeli ve diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerde, tahsili yapılmış veya gecikmiş alacaklar ile gayrimenkul kira sözleşmeleri kapsamında verilen depozitolar ve sözleşmelerin ifası kapsamında dolaşıma girmiş kıymetli evraklar Tebliğ uyarınca istisna kapsamına alınmıştır. Dolayısıyla, alacaklılar, bahsi geçen alacaklarını (depozit alacakları dâhil) sözleşmede anlaştıkları şekilde döviz üzerinden tahsil edebilirler.

Son olarak, sözleşme bedeli ve sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz üzerinden kararlaştırılamayan sözleşmeler kapsamında düzenlenecek kıymetli evraklarda yer alan bedellerin de döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak belirlenmesinin mümkün olmadığını belirtmek gerekir. Ancak, 13 Eylül 2018 tarihinden önce düzenlenmiş ve dolaşıma girmiş bulunan kıymetli evraklar bu durumdan istisnadır.

  1. Tebliğ’in Uygulamasına İlişkin Düzenlemeler

Yukarıda sayılan istisna kapsamındaki sözleşmeler dışındaki sözleşmelerin bedel ve diğer ödeme yükümlülüklerinin Türk parası olarak belirlenmesi için taraflara Karar’ın yayımlamasından itibaren 30 günlük bir süre verilmiştir. Şayet taraflar Türk parasının belirlenmesi konusunda bu süre içerisinde mutabakata varamazlar ise sözleşmede yer alan dövize bağlı bedel ve düzenlemeler aşağıdaki düzenlemelere uygun bir şekilde hesaplanacaktır. Tarafların bu düzenlemelere rağmen sözleşme bedellerini hala döviz üzerinden ödemeye devam etmeleri halinde ise ağır idari para cezalarının uygulanacağı belirtilmektedir.

Karar’ın yayımlanmasından sonra yaşanan belirsizlikler ve Tebliğ’de farklı tarihlerde yapılan değişiklikler de göz önüne alındığında, taraflara sözleşmelerini yeniden düzenlemeleri için verilen 30 günlük sürenin ne kadar kısıtlı ve yetersiz olduğu ortadadır. Pek çok sözleşme tarafı halen bu konuyla ilgili mutabakata varmaya çalışmaktadır.

Döviz üzerinden belirlenmiş olan bedellerin, tarafların üzerinde mutabık kalacakları kur uyarınca Türk parasına çevrilmesi kural olmakla beraber, mutabık kalınamaması hali için Tebliğ’de sözleşmelere ve kira sözleşmelerine özel olarak iki farklı formüle yer verilmiştir:

  • Öncelikle döviz veya dövize endeksli olarak belirlenen bedellerin, 02.01.2018 tarihinde belirlenen gösterge niteliğindeki T.C. Merkez Bankası efektif satış kuru (USD 3,7776 ve Euro 4,5525) kullanılarak Türk parası cinsinden karşılığı hesaplanacaktır. Akabinde, söz konusu Türk parası cinsinden karşılık, 02.01.2018 tarihinden, bedellerin yeniden belirlendiği tarihe kadar Türkiye İstatistik Kurumu’nun her ay için belirlediği tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık değişim oranları esas alınarak artırılacak ve böylece Tebliğ’e uygun yeni bedel hesaplanmış olacaktır.
  • 12 Eylül 2018’den önce akdedilen konut ve çatılı iş yeri kira sözleşmelerinde döviz veya dövize endeksli olarak belirlenen bedeller, yukarıdaki paragrafa göre iki yıllık süre için Türk parası olarak belirlenir. Yukarıdaki paragraf uyarınca Türk parası olarak belirlenen kira bedeli üzerinde taraflar mutabakata varamazsa, kira bedeli, belirleme tarihinden belirlemenin yapıldığı kira yılının sonuna kadar Türkiye İstatistik Kurumu’nun her ay için belirlediği TÜFE aylık değişim oranları esas alınarak artırılması yoluyla belirlenir. Taraflar, bir sonraki kira yılı Türk parası cinsinden kira bedeli üzerinde mutabakata varamaz ise, önceki kira yılında geçerli olan kira bedelinin Türkiye İstatistik Kurumu’nun belirlediği TÜFE aylık değişim oranları esas alınarak artırılması yoluyla belirleme yapılır. Bu şekilde belirlenen Türk parası cinsinden kira bedeli bu paragrafta belirtilen iki yıllık sürenin sonuna kadar geçerli olur.

Karar’da ve Tebliğ’de açık bırakılan konulardan bir tanesi de sözleşme bedellerinin yeniden düzenlenmesi halinde sözleşmeden doğacak damga vergisinin akıbetidir. Döviz kurundan Türk parasına geçildiğinde, üzerinden hâlihazırda damga vergisi ödenmiş olan sözleşme bedeli ile kur değişikliği sonucu ortaya çıkan bedel arasında farklılık olması (belirlenen yeni bedelin, üzerinden vergi ödenen bedelden yüksek olması) durumunda, aradaki fark için tekrar damga vergisi ödenmesi gerekip gerekmeyeceğine ilişkin 22 Kasım 2018 tarihine kadar bir düzenlemeye gidilmemiştir. Bu husustaki belirsizliği ortadan kaldırmak adına Gelir İdaresi Başkanlığı 22 Kasım 2018 tarihinde 22 Sayılı Damga Vergisi Sirkülerini yayınlamıştır. Bu çerçevede, Karar kapsamında döviz cinsinden düzenlenmiş olan sözleşmelerin bedellerinin Türk parası olarak yeniden belirlenmesine ilişkin düzenlenen kâğıtların;

  • Sözleşmelerin diğer maddelerinde (taraf, süre uzatımı, yeni iş ilavesi vb.) bir değişiklik yapılmaksızın münhasıran bedele ilişkin düzenleme yapılması,
  • Yapılacak değişiklik sonrası Türk parası cinsinden belirlenecek toplam bedelin, ilk sözleşmede yer alan döviz cinsinden bedel ile değişikliğe ilişkin kâğıdın düzenlendiği tarihteki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nca ilan edilen cari döviz satış kurunun çarpımı suretiyle bulunacak tutarı geçmemesi ve
  • İlk sözleşmeye atıf yapılmış olması

şartlarını birlikte taşıması halinde, söz konusu değişikliğe ilişkin kağıtlardan ayrıca damga vergisi aranılmayacağı belirtilmiştir.Diğer taraftan, sözleşme bedelinin Türk Lirasına uyarlanmasına yönelik düzenlenen kâğıdın, düzenlendiği tarihteki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz satış kurlarına göre hesaplanacak tutardan daha yüksek bir bedel içermesi durumunda, ilk sözleşmedeki damga vergisinin azami tutardan ödenmemiş olması kaydıyla, artan tutar üzerinden damga vergisine tabi tutulması gerektiği ifade edilmiştir.

Yukarıda detaylı olarak açıklandığı üzere Karar’ın Türkiye’de yerleşik kişiler arasında yapılagelmekte olan hemen hemen tüm sözleşmeler üzerinde büyük bir etkisi olacağı tartışmasızdır. Diğer önemli bir husus da Karar’ın geçmişte yapılan sözleşmelerin değiştirilmesini öngörüyor olmasıdır ki, hukuken yararı ve geçerliliği eleştirilerek pek çok hususun yanında, geçmişte yapılan işlemlere etkili olarak kanun ve karar çıkarılması da genel hukuk prensiplerine uygun değildir. Bu sebeple Karar’ın, niyet ettiği amacı gerçekleştiremeyebileceğini, piyasada karışıklığa, sözleşmelerde belirsizliğe ve pek çok idari ve adli hukuk uyuşmazlıklarının çıkmasına neden olabileceğini düşünmekteyiz.

Bu nedenlerle Karar’ın ve Tebliğ’de getirilen sınırlandırıcı düzenlemelerin sadece döviz işlemlerini sınırlandırılmak üzere önemli derecede değiştirilmesi ya da en kısa zamanda geri alınmasına ilişkin gerekli aksiyonların alınarak tarafların sözleşme serbestisi ilkesi uyarınca kendi özgür iradeleri ile sözleşmelerini akdederek ticari faaliyetlerini sürdürebilmelerini dileriz.