2019 Yolsuzluk Algı Endeksi'nin Düşündürdükleri


Uluslararası Şeffaflık Örgütü (Transparency International),  uzmanların, sivil toplum örgütlerinin ve iş dünyasından temsilcilerin kamu sektöründeki yolsuzluklara ilişkin algısını yansıtan Yolsuzluk Algı Endeksi’nin (“Endeks”) merakla beklenen 2019 sonuçlarını 23 Ocak 2020 tarihinde kamuoyuyla paylaştı. Endeks, 0 (yüksek derecede yolsuz) ile 100 (çok temiz) aralığında değerlendirme yaparak toplamda 180 ülke ve bölgeyi puanlıyor.

Endeks’e göre Türkiye, bu yılki sıralamada 78. sıradan 91. sıraya gerileyerek geçen yıla oranla 2 puan daha kaybetti ve böylece, 2012 yılından bu yana 10 puanlık önemli bir düşüşle 39 puan aldı. Türkiye’nin son yıllardaki Endeks sonuçlarında gözlemlenen sürekli gerilemesi, keskin bir düşüşün sinyallerini zaten vermekte idi. Bu bakımdan bu yılki sonuçların, Türkiye için sürpriz olduğunu söylemek maalesef ki mümkün değil.

Geçen yılın sonuçları ile benzer şekilde Türkiye, sıralamada 28 Avrupa Birliği ülkesinin de gerisinde kaldı; 36 OECD ülkesi içinde sondan 2. sırayı alırken, G20 ülkeleri içinde ise sondan 4. sırada yer aldı.

2019 yılı sonuçları aynı zamanda, değerlendirmeye alınan 180 ülkenin üçte ikisinden fazlasının ortalama yalnızca 43 puan ile 50 puanın altında kaldığını gösteriyor. ABD, İngiltere ve Fransa gibi kendi sınırları dışında da etki doğuran yasalara ve yaptırım uygulamalarına sahip ülkelerin sıralamada gerilemesi de dikkat çekici bir diğer husus olarak karşımıza çıkıyor.

Metodolojisi itibariyle Endeks, çeşitli uluslararası kurumların güvenilir araçları vasıtasıyla ölçülen bir algıyı yansıtmakta ve hiç kuşkusuz ki böyle bir metodoloji, bu çalışmayı yabancı yatırımcıların ve iş dünyasının gözünde saygın bir referans haline getirmekte. Dolayısıyla bu yılki sonuçların kaçınılmaz olarak, Türkiye'nin yabancı yatırımcılar gözündeki cazibesini bir nebze kaybetmesine sebep olacağı şeklinde bir yorum çok karamsar olmayacaktır. Ülkede son birkaç yıldır süregelen istikrarsız ekonomik ortam halihazırda kendi içindeki olumsuzluklarını doğurmuş iken, böyle bir itibar kaybına kayıtsız kalınamayacağı ise ortadadır. Öte yandan, etkin bir şekilde uygulamaya konulacak yolsuzlukla mücadele mekanizmaları ile bu algıda yaratılacak bir değişimin, arzu edilen ekonomik canlanmaya ulaşma yolunda önemli bir adım olabilecektir.

Bu noktada umut vadeden husus, böyle bir değişim yaratılabilmesi için her şeye sıfırdan başlanmasına gerek olmadığı gerçeğidir. Türkiye hâlihazırda, BM Yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesi de dâhil olmak üzere, yolsuzlukla mücadeleye ilişkin neredeyse tüm uluslararası anlaşmalara taraf ülke konumundadır. Aynı zamanda, OECD'nin ve Avrupa Konseyi Yolsuzluğa Karşı Devletler Grubu’nun (GRECO) sürekli gözetimi ve baskısı altındadır ve bu kurumların talep ve tavsiyeleri çerçevesinde yolsuzlukla mücadele konusunda gerekli adımları atmaya yönlendirilmektedir. Bunların bir kısmı halihazırda sonuçlarını doğurmuş ve Türkiye’yi yasama ve yürütme alanında birtakım aksiyonlar almaya itmiştir. Hükümet bu kapsamda yolsuzlukla mücadeleyi güçlendirecek ve şeffaflığı arttıracak strateji planlarını belirli aralıklarla yayımlamaktadır. Mayıs 2019’da, yargının şeffaflığı, objektifliği ve bağımsızlığına ilişkin çözümler sunan ilk yargısal reform paketi yürürlüğe girmiştir. Başka bir deyişle, aslında Endeks sonuçları ve bu sonuçların verdiği sinyaller ulusal düzeyde benimsenir ve ciddiye alınır ise, yolsuzlukla mücadele yolunda takip edilecek yol halihazırda belirlenmiş durumdadır. Her ne kadar Türkiye'nin, bu konuda arzu edilen sonuçlara ulaşabilmek için uzun mesafe kat etmesi gerekse de, sırf mevzuat ile uygulama arasındaki uçurumun kapatılması dahi, bu algının değiştirilmesi uğrunda iyi bir başlangıç ve esasen atılması oldukça kolay bir adım olacaktır.

First published by The Compliance & Ethics Blog, in 05.02.2020

Paylaş