Çalışan Tarafından Yaratılan Eserler Üzerinde Hak Sahipliği


5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (“FSEK”) uyarınca eser sahibi, kural olarak eseri meydana getiren kişi olup, bu kişiler eserin yaratılması ile eser üzerinde doğan maddi ve manevi hakların münhasır sahibidir.

FSEK uyarınca mali haklar eser sahibi tarafından feragat edilebilir yahut üçüncü kişilere devredilebilir nitelikte olmasına karşın, manevi hakların devri yahut bu haklardan feragat edilmesi emredici hükümler doğrultusunda mümkün değildir. Dolayısıyla kural olarak eser sahibi eser üzerinde doğan mali haklarını üçüncü kişilere devredebilmekte; manevi haklarının ise yalnızca kullanma yetkisini devredebilmekte ve bu sebeple manevi haklar bakımından hak sahibi olarak kalmaya devam etmektedir.

FSEK’in hak sahipliğine ilişkin olarak yukarıda alıntılanan kuralının istisnası ise 18. madde kapsamında düzenlenmektedir. İlgili maddenin ilk fıkrasında, hak sahipliğine ilişkin genel düzenleme ile de paralel olarak, mali hakları kullanma yetkisi de eser sahibine özgülenmiş ancak devam eden fıkrada memur, hizmetli ve işçilerin işlerini görürken meydana getirdikleri eserler üzerindeki hakları kullanma yetkisi, aralarındaki özel sözleşme yahut işin mahiyetinden aksi anlaşılmadığı sürece, çalıştırana verilmiştir.

Söz konusu hüküm Anglosakson hukukunda “work-for-hire” olarak adlandırılan prensiple benzer nitelikte sayılabilecek olmakla birlikte, esasen çalıştırana bu prensipten daha dar bir hak alanı sağlamaktadır. Gerçekten de “work-for-hire” prensibinde çalıştıran başkaca hiçbir işlem yapılmasına gerek kalmaksızın çalışan tarafından meydana getirilen eser üzerindeki tüm hakların sahibi konumuna geçmektedir. Bununla birlikte Türk Hukuku’nda FSEK md. 18/2 kapsamında çalıştıran tanınan haklar ise “mali hakları kullanma yetkisi” olarak sınırlandırılmıştır. Söz konusu sınırlandırma ile çalışanın eser üzerindeki manevi korunmakta ve çalıştıran da mali hakların sahibi değil yalnızca bu hakları kullanmakla yetkili kişi olarak tanımlanmaktadır.

FSEK bu madde ile çalıştıranın, çalışan tarafından yaratılan eserler üzerindeki hak sahipliği bakımından getirilen özel bir düzenleme ile ayrıca bir hak devri anlaşmasına gerek kalmadan mali hakları kullanma yetkisine sahip olmasını güvence altına almaktadır.

Ancak bu düzenlemenin uygulama alanı bulabilmesi için iş sözleşmelerinde, çalışandan yerine getirilmesi beklenen işin tanımının ve fikri mülkiyet haklarına ilişkin hükümlerin dikkatli hazırlanması önem taşımaktadır. Zira FSEK md. 18/2 kapsamında çalıştıranın eser üzerindeki mali hakları kullanma yetkisi, söz konusu eserin taraflar arasındaki iş sözleşmesi uyarınca yapılan çalışmaların sonucu olarak meydana gelmesi şartına bağlıdır. Bu nedenle iş sözleşmelerinin içerisine fikri mülkiyet haklarının devrine ilişkin açık maddelerin konması, 18/2 maddesi ile tanınan hakları güçlendirecektir. Dolayısıyla iş sözleşmelerinde çalışanın işinin mahiyeti sonucunda meydana gelen eserlerin mali haklarını açıkça sayarak çalıştırana devredeceğini taahhüt altına alması ve yine manevi haklarını kullanma yetkisini de çalıştırana devredeceğini taahhüt etmesi önem taşımaktadır.

Dijitalleşen dünya ile günümüzde çalışma yoğunluğu her geçen gün artan bilgisayar ve yazılım gibi teknik detayları daha kapsamlı sektörlerde bu durum özellikle önemlidir ve bu sebeple iş sözleşmelerinin ek protokollerle desteklenmesi de tavsiye edilmektedir.  Bahsi geçen ek protokollerle meydana getirilecek yazılımın mahiyetinin ve çalıştırana yapılacak hak sahipliği devrinin detaylandırılması ileride doğması muhtemel ihtilafların önüne geçilmesi bakımından faydalı olacaktır.

Daha fazla görüş

Paylaş