E-Duruşma Uygulamasına İlişkin Yenilikler


7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun, 28 Temmuz 2020 tarihli ve 31199 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Kanun’un 17. maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (“HMK”) 149. maddesinde bir değişiklik yaparak mahkemelerin, belirli durumlarda taraflardan birinin talebi üzerine veya re’sen duruşmaya ses ve görüntü nakli yoluyla katılım sağlanmasına karar verebileceğini düzenlemektedir. Duruşmaların ses ve görüntü nakli yoluyla yapılması imkânı yeni bir düzenleme olmamakla birlikte, Türkiye’de artan COVID-19 vakaları da dikkate alındığında, bu uygulamanın kapsamının genişletilmesinin önem teşkil ettiği değerlendirilmektedir.

Duruşmaların ses ve görüntü nakli yoluyla yapılması, Türk hukukuna ilk kez 1 Haziran 2005 yürürlük tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile girmiştir. Ardından, 1 Ekim 2011 tarihinde yürürlüğe giren HMK ile hukuk davalarında uzaktan duruşma yapılmasının hukuki çerçevesi belirlenmiştir.

7251 sayılı Kanun’dan önceki dönemde HMK, mahkemelerin, tarafların rızası olmak şartıyla kendilerinin veya vekillerinin aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden duruşmaya katılmalarına ve usul işlemleri yapabilmelerine izin verebileceğini düzenlemekteydi.

Ayrıca mahkemeler, yine tarafların rızası olmak kaydıyla, tanığın, bilirkişinin, uzmanın veya tarafların, dinlenilme esnasında başka bir yerde bulunmasına izin verebilmekteydi.

7251 sayılı Kanun, taraf rızası koşulunu kaldırarak mahkemelere,

  • Taraflardan birinin talebi üzerine talep eden tarafın veya vekilinin, ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden duruşmaya katılmalarına ve usul işlemleri yapabilmelerine,
  • Re’sen veya taraflardan birinin talebi üzerine tanığın, bilirkişinin veya uzmanın ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden dinlenilmesine

karar verebilme yetkisi tanımıştır.

Ek olarak mahkemeler, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri dava ve işlerde ilgililerin, ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden dinlenilmesine re’sen karar verebilecektir.

7251 sayılı Kanun’un aynı maddesi uyarınca mahkemeler, fiilî engel veya güvenlik sebebiyle duruşmanın il sınırları içinde başka bir yerde yapılmasına karar verebilecektir. Bu durumda mahkemelerin, yargı çevresi içinde yer aldığı bölge adliye mahkemesi adalet komisyonunun uygun görüşünü alması gerekecektir.

7251 sayılı Kanun uyarınca ses ve görüntü nakliyle gerçekleştirilen uzaktan duruşmalara ilişkin usul ve esasların yönetmelikte belirleneceği düzenlendiğinden, konuya ilişkin daha kapsamlı ve detaylı bir düzenlemenin yapılması beklenmektedir. Ancak, Adalet Bakanlığı’nın resmi internet sitesinde yayımlanan çeşitli duyurularda, uzaktan duruşma uygulamasına ilişkin birtakım bilgilere yer verilmiştir. Buna göre:

  • Avukatlar, ilgili duruşmadan 24 saat öncesine kadar duruşmaya uzaktan katılmaya yönelik talebini gerekçesini de belirterek UYAP üzerinden ilgili mahkemeye gönderecektir.
  • Avukatlar duruşmaya video konferans yoluyla katılacak olup, mahkemenin sistemi aktive etmesiyle duruşma başlayacaktır.
  • Avukatların kimlik bilgisi Adalet Bakanlığı tarafından tasarlanan sistem üzerinden elektronik imza yöntemiyle doğrulanacak olup, hâkim tarafından kimlik bilgisi ve fotoğraflar UYAP üzerinden teyit edilecektir.
  • Uzaktan duruşma başlatıldıktan hemen sonra duruşma zaptı mahkeme tarafından paylaşıma açılmakta olup, söz konusu zapt mahkemece onaylandıktan sonra Avukat Portal üzerinden erişime açık hale gelmektedir.

Bu uygulama 15 Eylül 2020 tarihi itibariyle yalnızca belirli mahkemelerde uygulanmaya başlanmış olmakla birlikte, bu yazının yazıldığı tarih itibariyle en güncel duyuru olan 7 Aralık 2020 tarihli Adalet Bakanlığı duyurusuna göre e-duruşma uygulaması halihazırda İstanbul, Ankara ve İzmir de dahil olmak üzere toplamda 30 il ve 260 mahkemede uygulanabilir hale gelmiştir. Ancak belirtmek gerekir ki, ön inceleme gibi imza zorunluluğu gerektiren duruşmalar şu an için ses ve görüntü nakli yoluyla yapılamamaktadır.

Ses ve görüntü nakli yoluyla duruşma yapılması Türk hukuku bakımından yeni bir uygulama olmasa da, halihazırda COVID-19 pandemisinden kaynaklı olağanüstü koşullarda bu uygulamaya daha geniş bir alan yaratılmasının önem teşkil ettiği ve uzun vadede bu uygulamanın yargılama süreçlerinde kolaylık sağlayacağı açıktır.

Daha fazla görüş

Paylaş