Fikri Mülkiyet Haklarına İlişkin Yabancı Mahkeme Kararlarının Tenfizi


Kural olarak, yabancı bir ülkede verilen mahkeme kararı yalnızca verildiği ülke ile sınırlı olarak hüküm ve sonuç doğurur. Yabancı bir mahkeme kararının Türkiye’de hukuki bir sonuç doğurabilmesi ve etki yaratabilmesi için bu kararın Türk mahkemeleri tarafından tanınması veya tenfizine karar verilmesi gerekmektedir. Yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin düzenlemeler 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (“MÖHUK”) 50 ila 59. maddeleri arasında yer almakta olup, Türk mahkemeleri tarafından yabancı mahkeme kararlarına ilişkin olarak tanıma ve tenfiz kararı verilebilmesi birtakım şartlara bağlanmıştır.

Fikri mülkiyet hakları kural olarak koruma altına alındığı ülkenin kanunlarına göre ve o ülke ile sınırlı olarak korunmakta ve bu şekilde üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmektedir. Bu nedenle, doğası gereği fikri mülkiyet haklarının tescili, iptali, hükümsüzlüğü, fikri mülkiyet haklarına tecavüzün tespiti ve önlenmesi gibi hususlarda verilen yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi mümkün değildir. Örneğin, yabancı bir mahkemenin verdiği markanın iptali veya marka hakkına tecavüz kararı, o ülkede tescilli bulunan marka üzerindeki haklara dayanmakta olduğundan, sözgelimi Fransa’da tescilli olan ulusal bir marka tescilinin iptali aynı marka için Türkiye’de tescilli bulunan ulusal bir tescilin iptali konusunda icrai bir etki sağlamayacağı gibi, Fransa’da kabul edilen marka hakkına tecavüz fiilinin aynı şekilde Türkiye’de mevcut kullanımlar bakımından da gerçekleşmiş sayılacağı kabul edilemeyecektir. Bu hususlar, yalnızca Türk mahkemelerinin münhasır yetki alanına girmekte ve Türk mahkemeleri tarafından esastan inceleme yapılmasını gerektirmektedir.

Tanıma, kesinleşen hukuk davalarına ilişkin yabancı mahkeme kararlarının diğer bir ülkenin mahkemeleri tarafından içeriği değiştirilmeksizin aynı şekilde o ülkede kesin hüküm etkisine ve kesin delil gücüne sahip olması olarak tanımlanabilecek iken; tenfiz ise, kesin hüküm etkisi ve kesin delil gücünün yanı sıra, kesinleşen hukuk davalarına ilişkin yabancı mahkeme kararlarının yine içeriği değiştirilmeksizin aynı şekilde Türkiye’de verilmiş bir karar gibi icra edilebilmesini sağlamaktadır.

Bununla birlikte yabancı bir ülkede fikri mülkiyet haklarına dayanan bir hukuk davası, sözgelimi marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete dayanan bir dava sonucunda tazminata hükmedilmiş ise, yabancı mahkeme kararının tazminata ilişkin hükmünün tenfize konu edilmesi mümkündür. Tenfiz bu noktada, malvarlığı Türkiye’de bulunan gerçek ve/veya tüzel kişiler aleyhine yabancı bir mahkeme tarafından hükmedilen tazminatın Türk mahkemesi tarafından verilmiş ve kesinleşmiş bir hüküm gibi icra edilmesini sağlamaktadır.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Fikri ve sınai mülkiyet haklarına ilişkin tüm davaların ihtisas mahkemesi olan fikri sınai haklar hukuk mahkemesinde görüleceği kabul edilmiştir. Bu durumda, fikri mülkiyet haklarına ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tenfizinde görevli mahkeme İstanbul, Ankara ve İzmir’de açılacak davalar bakımından fikri ve sınai haklar hukuk mahkemeleri olmakla birlikte, ihtisas mahkemesi bulunmayan diğer illerde açılan tenfiz davalarında asliye hukuk mahkemeleri fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi sıfatı ile bu davaları görecektir.

Tenfiz Şartları

Tenfiz şartları MÖHUK’un 54. maddesinde sıralanmış olup yabancı bir mahkeme kararının tenfizi için temel olarak 4 şart gerekmektedir.

1. Türkiye ile tenfize konu kararın verildiği ülke arasında mütekabiliyet bulunması:

Tanımadan farklı olarak, bir yabancı mahkeme kararının Türkiye’de tenfiz edilebilmesi için, Türkiye ile kararın verildiği ülke arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma, o ülkede Türk mahkemelerinden verilen kararların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmü veya bu yönde bir fiilî uygulamanın bulunması gerekmektedir.

2. Kararın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması:

Yabancı mahkeme kararının, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması gerekir. Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine giren konularda verilen yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de tenfizi ve icrası mümkün değildir. Fikri mülkiyet haklarının doğası gereği bu hakların tescili, iptali, hükümsüzlüğü ve terkini gibi hususların tamamı Türk mahkemelerinin münhasır yetkisindedir ve tenfizi kabil değildir.

Yine aynı şekilde, fikri mülkiyet haklarına tecavüzün tespiti ve önlenmesine dair yabancı mahkeme kararlarının da Türkiye’de tenfiz edilmesi mümkün değildir. Zira fikri mülkiyet haklarına tecavüz gerçekleştiğinin kabul edilebilmesi için ilgili hakların Türkiye’de de tescilli olması gerekmekte olup bu husus Türk mahkemelerinin esastan inceleme yapmasını gerektirmekte ve münhasır yetkisine girmektedir.

3. Kamu düzenine açıkça aykırılık olmaması:

Yabancı mahkeme kararının tenfize konu hükmünün kamu düzenine açıkça aykırılık teşkil etmesi halinde, Türkiye’de tenfizi mümkün değildir. Buradan anlaşılması gereken husus, yabancı mahkeme kararının tenfiz edilmesi ve Türkiye’de icra edilmesi halinde ortaya çıkacak sonuçların Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmamasıdır.

4. Davalının savunma hakkının sağlanmış olması:

Kural olarak, yabancı mahkeme kararı verilirken kararın verildiği ülkenin kanunları uyarınca aleyhine tenfiz istenen kişinin (davalının) savunma hakkının sağlanmış olması gerekmektedir. Kendisine karşı tenfiz istenen kişi, hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş ya da bu kararın verildiği ülkenin kanunlarına aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ise, bu durum tek başına kararın tenfiz edilebilirliğini etkilememektedir. Ancak bu kişinin yukarıda sayılan hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmesi ve bu durumu ispatlaması halinde kararın tenfizi mümkün değildir.

Tenfiz Davalarında Yargılama Usulü

MÖHUK’un 53. maddesi uyarınca, tenfiz dilekçesine, i) yabancı mahkeme kararının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya ilâmı veren yargı organı tarafından onanmış örneği ve onanmış tercümesi ile ii) kararın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesinin de eklenmesi gerekir. Buradan anlaşılması gereken özetle, yabancı mahkeme kararının ve kesinleşme şerhinin onaylı birer örneğinin tercümeleri ile birlikte noter onaylı ve apostilli olarak sunulmasıdır.

MÖHUK’un 55. maddesi uyarınca, tenfiz talebi, basit yargılama usulü hükümlerine göre incelenerek karara bağlanır. Burada amaç, davanın daha seri ve pratik bir şekilde sonuçlandırılmasıdır. Zira Türk mahkemesi bu davalarda somut olaya ilişkin detaylı bir şekilde inceleme yapmayacak, tenfizi talep edilen yabancı mahkeme kararının şekil ve esas bakımından tenfizi kabil olup olmadığını inceleyecektir.

Revizyon yasağı

Tenfiz davalarında, Türk mahkemelerinin yabancı mahkeme kararında uygulanan usulün ya da kararda yer alan maddi ve hukuki tespitlerin doğruluğunu inceleme ve değerlendirme yetkisi bulunmamaktadır. Türk mahkemeleri tenfiz davalarında yalnızca yabancı mahkeme kararının tenfiz şartlarını taşıyıp taşımadığını inceleyebilir.

Bu nedenle, yabancı mahkeme kararına konu olan maddi olayın ve hukuki tespitlerin yabancı mahkeme tarafından hatalı bir şekilde değerlendirildiğine dair iddiaların ve Türk mahkemesi tarafından yeniden incelenmesi gerektiğine ilişkin taleplerin (fikri mülkiyet haklarına tecavüz ve haksız rekabet iddialarının yeniden incelenmesi, tazminat miktarının fahiş olması ve indirilmesi gibi) tenfiz davasında dinlenmesi ve kabul edilmesi mümkün ve uygun değildir.

Tenfiz Kararının Etkisi

MÖHUK’ta belirtilen şartların varlığı halinde, yabancı bir mahkeme kararının kısmen veya tamamen tenfizine karar verilebilir. Yabancı bir mahkeme kararının tenfiz edilmesi halinde, bu karar bir Türk mahkemesi tarafından verilmiş gibi hüküm ve sonuç doğurur. Fikri mülkiyet hakkından doğan bir yabancı mahkeme kararının tazminata ilişkin hükmünün tenfiz edilmesi halinde, bu karar icra edilebilir hale gelir. 

Daha fazla görüş

Paylaş