fbpx

İran Ambargosuna Sınır Komşusu Türkiye Açısından Bakış


İran-ABD İlişkileri, ABD Ambargosu, Birleşmiş Milletler’in Sürece Dahil Olması ve Sonrasında Yaşanan Gelişmeler

ABD ile İran ilişkileri 1979 yılında İran’da yaşanan rejim değişikliği ve İran Rehineler Krizi ile sekteye uğramış ve bu süreçte ABD’nin ekonomik yaptırım ve ambargolarıyla daha da gerilimli bir hal almıştır. Bu çerçevede ABD, 1995 yılında İran ile başta petrol olmak üzere enerji sektöründe faaliyet gösterip yatırım yapan tüm yabancı şirketlere ABD tarafından yaptırım uygulanacağını açıklamıştır. 2006 yılında İran nükleer programının ortaya çıkmasıyla birlikte devreye Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (“BMGK”) de dahil olmuştur. BMGK 2006 yılından İran Nükleer Anlaşması’nın imzalanmış olduğu 2015 yılına kadar İran’a çeşitli ambargolar uygulamış ve nükleer/savunma sanayi endüstrisini etkileyen önemli kararlara imza atmıştır.

İran ile nükleer konusunda anlaşma sağlanması üzerine BMGK’nın almış olduğu son kararla İran’a uygulanan bazı BMGK ambargoları askıya alınmış ve uluslararası anlaşma niteliğinde olan Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nın hükümlerinin gereğince ambargoların tümden kaldırılacağı öngörülmüştür. ABD bakımından tarihi gelişme ise 16 Ocak 2016 tarihinde gerçekleşmiş olup, İran’ın Kapsamlı Ortak Eylem Planı çerçevesinde gerekli adımları attığının Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu tarafından teyit edilmesiyle birlikte bir kısım ekonomik ve finansal ambargoların kaldırıldığı belirtilmiştir. Fakat yukarıda da fade edildiği üzere bu olumlu gelişmeler kısa sürmüş ve 08 Mayıs 2018 tarihinde ABD’nin İran Nükleer Anlaşması’ndan tek taraflı olarak çekilmesiyle İran ile ticari ilişkiler eski sıkıntılı günlerine geri dönmüştür.

Alınan kararla beraber, İran’a yönelik uygulanacak yaptırımların ilk kısmı 06 Ağustos 2018 tarihi itibariyle uygulanmaya başlanmış olup, geri kalan kısım ise 04 Kasım 2018’den itibaren yürürlüğe girecektir. Bu çerçevede, 06 Ağustos 2018’den itibaren geçerli olmak üzere, İran Hükümeti’nin ABD Doları satın alması veya bulundurması, İran’ın altın veya değerli metaller ticareti yapması, İran’dan ya da İran’a grafit, alüminyum ve çelik gibi ham ya da yarı işlenmiş metaller, kömür ve endüstriyel süreçlerin birleştirilmesine yönelik yazılımların doğrudan ya da dolaylı satışı, tedariki veya transferi ile İran otomotiv sektörüne, yolcu uçağı, parçaları ve hizmetlerinin İran’a doğrudan ya da dolaylı olarak ihracatına yönelik yaptırımların uygulanmaya başlayacağı belirtilmiştir. Ayrıca 04 Kasım 2018’den itibarense daha geniş çaplı yaptırımların uygulanması beklenmektedir. İleriye dönük yaptırımların İran gemicilik ve gemi inşası sektörlerine; petrol, petrol ürünleri veya petrokimya sektörlerindeki ticarete; yabancı finansal kurumların İran merkez bankası ve belirlenmiş İran menşeli kuruluşlarla işlemlerine; aracılık, sigorta veya reasürans hizmetlerinin tedarikine; ve İran enerji sektörüne yönelik olması planlanmıştır.

Avrupa Birliği-İran İlişkileri ve ABD Ambargosunun İlişkilere ve Ticarete Etkisi

Avrupa Birliği (“AB”) BMGK’nın almış olduğu kararları uygulamanın yanı sıra, öte yandan diplomatik görüşmelerini sürdürerek İran’a bağımsız olarak Avrupa Birliği Hukuku’nun gerektirdiği bazı yaptırımlar da uygulamıştır. Bu yaptırımlar arasında İran’ın enerji sektörü ve teknolojilerine, finansal sektöre, ulaşım sektörüne ve dış ticarete ilişkin uyguladığı yaptırımlar bulunmakta olup, işbu yaptırımların özellikle ekonomik faaliyetlere ilişkin büyük bir kısmı Kapsamlı Ortak Eylem Planı uyarınca 16 Ocak 2016 tarihi itibarıyla askıya alınmıştır. Ancak AB’nin uyguladığı yaptırımlar tamamen kaldırılmamış olup, hâlihazırda insan haklarını ilgilendiren konular ile silah ve füze teknolojisi ve nükleer alanlardaki kısıtlama ve yaptırımlar uygulanmaya devam etmektedir.

Öte yandan, her ne kadar ABD İran Nükleer Anlaşması’ndan tek taraflı olarak çekilse de, AB söz konusun anlaşmanın halen tarafı konumundadır. Avrupa Konseyi Başkanı Donald Tusk konu hakkında yaptığı açıklamada Avrupa’nın İran Nükleer Anlaşması konusunda birlik içinde hareket edeceğini belirtmiş ve duruşlarının İran’a ekonomik yaptırımları geri getirmek yönünde olmadığını açık bir şekilde ifade etmiştir.

AB tarafından sergilenen bu olumlu havanın aksine, ABD’nin 08 Mayıs 2018 tarihli Başkanlık Kararnamesi ile yeniden yürürlüğe giren İran ambargosunun, uygulanacak olan “ikincil yaptırım”lar doğrultusunda İran ile ticaret yapan yabancı (ABD menşeli olmayan) gerçek ve tüzel kişileri de kapsayacağı belirtilmiştir. AB ise İran ile olan ticaretinin olumsuz yönde etkilenmesinin önüne geçmek adına Avrupa Birliği Hukuku’na uygun olarak hareket eden ve uluslararası ticaret ve / veya sermaye hareketine giren AB işletmelerini korumayı amaçlamış ve ABD’nin İran ile ticaret yapan yabancı şirketleri tazminata mahkum etmesi gibi hususları içeren ikincil yaptırımlarına karşı bir takım korumalar getirmiştir. Bununla birlikte, şirketlerin İran piyasasından çekilme gibi ticari karar almaları konusunda serbest olduklarının da altı çizilmiştir.

Her ne kadar AB, ABD’nin uygulamış olduğu İran ambargosundan doğan olumsuz etkilerin önüne geçilmesini amaçlamışsa da, kısa zamanda pek çok uluslararası şirketin İran operasyonlarını durdurmaları AB işletmelerinin İran ile olan ticari ilişkilerinin neye gebe olduğu konusunda soru işaretlerini gündeme taşımaktadır.

Türkiye-İran İlişkileri ve Güncel Sorunlar

BMGK’nın İran’a yönelik yaptırım kararları ülkemiz bakımından hukuki olarak bağlayıcı nitelikte olup, ilgili yaptırımların Türkiye’de faaliyet gösteren kurum ve firmalar tarafından uygulanması zorunludur. Ancak söz konusu BMGK yaptırımlarının BMGK’nın 2231 Sayılı Kararı doğrultusunda askıya alındığını hatırlatmak yerinde olacaktır.

Her ne kadar ABD’nin İran’a uygulamış olduğu ambargonun, Türkiye ile İran ticari ilişkilerini etkileyeceği yadsınamazsa da, şu an için Türkiye’nin almış olduğu ve İran ile ticaretini olumsuz yönde etkileyecek herhangi bir karar mevcut değildir. Aksine, Dış İşleri Bakanlığı yapmış olduğu açıklamada İran’ın söz konusu nükleer anlaşmaya uygun hareket ettiğinin dönemsel raporlarla teyit edilmesine rağmen, ABD’nin anlaşmadan tek taraflı olarak çekilmesini talihsizlik olarak değerlendirmiştir.

Öte yandan, ABD Ankara Büyükelçiliği ve ABD Ticaret Odası’nın ortak olarak gerçekleştirmiş olduğu 19 Temmuz 2018 tarihli toplantıda, ABD’nin İran’a uyguladığı ambargo programına ilişkin açıklamalarda bulunulurken açık bir şekilde İran ile ticaret yapılırken ABD ile de ticaret yapılmasının ABD açısından sorun yaratacağı ve ilgili şirketler tarafından bir tercih yapılması gerekeceği ifade edilmiştir. Aynı toplantıda İran ile yapılan ticaretin gıda, tarım, tıbbi cihazlar ve insani amaçlı ilaçlar ve tüketim mamullerine ilişkin bir sınırlama olmadığı; ancak İran’da iş yapılan şirketlerin ABD’de yasaklı olan şirketler listesinde olmaması gerektiğine vurgu yapılmıştır. Bununla birlikte, İran’da yerleşik bir şirketle ticari ilişki içinde olan şirketlerin sözleşmelerine koruyucu maddeler eklemeleri ve olası ABD yaptırımı halinde kendilerini korumaya yönelik tedbirler almaları gerektiği de hatırlatılanlar arasında yerini almıştır.

ABD ile Türkiye arasında yaşanan güncel sorunlar da göz önünde bulundurulduğunda İran ile ticarete devam edilmesinin Türkiye’de yerleşik şirketler açısından ne şekilde sonuçlanacağı şu an için belirsizlik taşımaktadır. Nitekim Türkiye – ABD diplomatik ilişkilerinin en azından belli bir süre daha gergin bir seyirde devam edeceği beklenmektedir. Dolayısıyla yatırımcıların bu belirsizlik ortamında ticaret ortaklarını seçerken söz konusu gelişmeleri yakından takip ederek aksiyon planlarını belirlemeleri önem arz etmektedir.