fbpx

Mahkeme Kararlarının Gerekçesi Nasıl Olmalıdır?


“Gerekçeli karar hakkı” adil yargılanma hakkının temel bir unsurlarından biridir. Söz konusu hak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (“AİHS”) 6. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (“AİHM”) içtihatlarıyla korunduğu gibi Türkiye Cumhuriyeti Anayasası (“Anayasa”) ve kanun metinleri ile Yargıtay içtihatlarında da düzenlenmektedir.

Mevzuat

Anayasa ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu (“HMK”) yargı kararlarının gerekçelendirilmesine ilişkin genel kurallar içermektedir.

Türk Anayasası’nın 141. maddesi “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır” hükmünü amirdir.

HMK’nın 27. maddesinde ise dinlenilme hakkı kapsamında, “Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesi” düzenlenmektedir.

HMK’nın 297. maddesinin 1. fıkrasının c bendine göre; “Tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kararda gösterilmelidir”.

İçtihatlar

Anayasa Mahkemesi’nin içtihatlarında adil bir yargılanmadan söz edebilmek için, mahkemenin davanın esasına ilişkin olan iddiaları ve bunlara ilişkin delilleri değerlendirmesi ve iddia ve dava edilen hususta bir karar vermesi, verdiği kararın verilmesini haklı gösteren makul gerekçelerini göstermesi zorunluluğuna işaret edilmiştir.

Aynı doğrultuda, Yargıtay içtihatlarında, mahkemelerin kararlarını verirlerken bağımsız ve serbest olsalar da, kararlarının hangi temel ya da temellere dayandığını yeterli açıklıkta belirtme yükümlülüğü altında olduklarının altı çizilmektedir. Yargıtay kararlarına göre, gerekçe hükümle sebep sonuç ilişkisinin kurulmasını sağlayacak yeterlilikte, açık, anlaşılabilir ve tatmin edici olmalı ve ayrıca hüküm kurulurken neden, nasıl, hangi yasal gerekçeleri ve hangi kanıtların değerlendirildiğini içermelidir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na göre, hukuka uygunluk denetiminin yapılabilmesi için, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş ve hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren bir gerekçelendirmenin bulunması zorunludur.

AİHM de mahkemelerin kararlarının gerekçelerini göstererek faaliyetlerini meşrulaştırmak zorunda olduğunu, aksi takdirde adil yargılanma hakkının ihlal edilmiş sayılacağını belirtmektedir.

Sonuç

Mahkeme kararlarının gerekçeli olması adil yargılanmanın temel unsurlarından biri olup, hukuk devletinin ve hukuki güvenlik ilkesinin de bir gereğidir. Gerekçe, doyurucu olmalı, kararın neden, nasıl, hangi hukuki gerekçeyle ve hangi deliller değerlendirilmek suretiyle verildiği hususlarını içermelidir. Zira mahkemenin keyfilikten uzak şekilde, hukuka ve kanuna uygun karar verip vermediği ancak gerekçeden anlaşılabilir.

Uygulamada, bazı mahkeme kararlarında, bir iki cümlelik formül ifadelerle karar verildiğini görüyoruz. Mevzuat ve mahkeme kararları ışığında, tatmin edici olmayan bir gerekçenin yasal anlamda gerekçe olarak kabul edilemeyeceği açıktır.

First published by ILO – Litigation Newsletter, 23.07.2019