Mevcut Yargı Sistemini ve Tescil Süreçlerini Hızlandırmak


Bu kısa bilgilendirme notumuzda Türkiye’nin yargı sisteminin ve tescil süreçlerinin kalite ve hızını arttırmak için son dönemde gündeme gelen hukuki gelişmeler değerlendirmektedir.

Geçtiğimiz yıl, ülkenin yatırım ortamını geliştirmek ve yargı sisteminin kalitesini ve hızını arttırarak yatırımcılar için yatırım yapmayı kolaylaştırmak amacıyla bazı kanun ve düzenlemelerde değişiklikler yapılmıştır. Bu çerçevede, 7099 sayılı Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile, Türk Ticaret Kanunu (“TTK”), Vergi Usul Kanunu, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, Kat Mülkiyeti Kanunu, Belediye Gelirleri Kanunu ve Gümrük Kanunu gibi çeşitli mevzuatlarda değişiklikler yapılmıştır.

Buna paralel olarak uyuşmazlık çözümlerine ilişkin mevzuatlarda da yargı sürecini kısaltmak adına bazı reformlar yapılmıştır. Bunlardan en önemlisi, 15 Mart 2018 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan İcra ve İflâs Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun olup, bu düzenleme ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Ticaret Kanunu ve Tebligat Kanunu gibi kanunlarda değişikliğe gidilmiştir.

Bu kısa notta yatırımcıların süreçlerini etkileyebileceğini düşündüğümüz esaslı usul değişikliklerinden bahsedeceğiz.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda basit yargılama usulünün uygulandığı durumlarda, bilirkişi raporunun hazırlanması için verilecek süre 2 aya indirilmiştir. Bilirkişi raporunun hazırlanması için verilecek olan süre uzatımı da yine 2 aya indirilmiştir.

Artık, 100.000.-TL’nin altında değere sahip ticari davalar basit yargılama usulüne tabi olacak, bunun sonucu olarak dilekçeler teatisi; yazılı yargılama usulündekinin aksine iki dilekçeyle değil, taraf başına bir dilekçeyle sınırlı olacaktır.

Tebligat Kanunu’na göre, zorunlu elektronik tebligata tabi olanların kapsamına kamu kurum ve kuruluşları, kamu idareleri, belediyeler, mahalli idareler, şirketler, kooperatifler, dernekler, vakıflar, sendikalar, mesleki birlikler, kamu iktisadi teşebbüsleri, sermayesinin çoğu kamuya ait şirketler, avukatlar, noterler, bilirkişiler, arabulucular, hukuk müşavirlikleri de dahil edilmiştir. Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi, elektronik tebligat işlemlerinin Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi üzerinden yürütülmesiyle sorumlu tutulmuştur.

25 Ekim 2017 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nda da yargı sisteminin iş yükünü hafifletmek ve iş hukukuna ilişkin davalardaki yargı sürecini hızlandırmak amacıyla önemli değişiklikler yapılmıştır. En önemli değişikliklerden biri, artık hem işveren hem işçi için dava (parasal taleplere, İş Kanunu’na ve iş sözleşmelerine dayanan tazminat taleplerine veya işe iade taleplerine ilişkin olanlar) açmadan önce arabuluculuğa başvurmanın zorunlu hale gelmesidir. Zorunlu arabuluculuk 1 Ocak 2018 tarihinden beri yürürlükte olup, son raporlara göre iş uyuşmazlıklarının %65’i arabuluculuk vasıtasıyla çözülmüştür. Yargı sürecini hızlandırabilmek adına, artık iş ilişkine dayanan belirli taleplere ilişkin kararlara (işe iade talebi gibi) karşı Yargıtay’a temyiz başvurusunda bulunulamayacak, sadece Bölge Adliye Mahkemeleri’ne istinaf başvurusunda bulunulabilecektir.

Arabuluculuk ile ilgili son değişiklik ise, 19 Aralık 2018 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun kapsamında ticari alacak davalarında da öncelikle arabulucuya başvurma şartının getirilmesidir. Bu düzenlemede esaslı olarak TTK’nın 4. maddesinde belirtilen davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunluluğu getirilmiştir. Bu çerçevede, bahsi geçen uyuşmazlık hallerinde dava açmadan önce arabulucuya başvurulmuş olunması dava şartı olarak düzenlenmiş olup, arabulucuya yapılan başvurunun arabulucunun görevlendirildiği tarihten itibaren 6 hafta içinde sonuçlandırılacağı, bu sürenin ancak zorunlu hallerde arabulucu tarafından iki hafta uzatılabileceği belirlenmiştir.

Yukarıdaki değişiklikler Türk yargı sürecinin yükünü hafifletmek ve uyuşmazlık süreçlerinin çözümünün kısalması amacını taşımaktayken, Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun yatırımcılar için, yatırımın daha hızlı ve daha düşük maliyetlere yapılabilmesi adına daha iyi bir ortam sunmayı amaçlamaktadır.

Bu minvalde, TTK’da birçok yeniliğe gidilmiştir. TTK madde 40/2 kapsamında yapılan değişiklikler uyarınca, her tacir ticari işletmesine ilişkin işlemlerde, ticaret unvanını ve bunun altına atacağı imzayı artık ilgili sicil müdürlüğüne verebilecektir. İmza beyannamesi, ticaret sicili müdürlüğünce yetkilendirilmiş personelin huzurunda yazılı beyanda bulunmak suretiyle verilecektir. İşbu değişiklik, ticaret unvanının ve imzaların ilgili Sicil Müdürlüğü’ne verilmesinden önce, noter tarafından tasdik edilmesi zorunluluğunu ortadan kaldırmaktadır.

Anonim ve limited şirketlerin ticaret siciline tesciline ilişkin olan TTK madde 64’te de bazı değişiklikler yapılmıştır. Şirket defterlerinin açılışının ticaret sicil müdürlüklerinde yapılacak olmasıyla artık ticari defterlerin noterler tarafından tasdik edilmesine gerek kalmamıştır. Eğer ticaret defterleri elektronik ortamda tutuluyorsa; yevmiye defterinin ve yönetim kurulu karar defterinin açılış ve kapanış işlemleri sırasında noter ya da ticaret sicil müdürlüklerinin onayı gerekmemektedir.

Kurucuların imzalarının ve şirket esas sözleşmesinin noter tarafından tasdikini düzenleyen TTK madde 575, 585, 587’de de değişiklik yapılmış, böylelikle noter tasdikine gerek kalmamıştır. Şirket esas sözleşmesi, bundan böyle ticaret sicili müdürlüğünce yetkilendirilmiş personelin huzurunda imzalanacaktır. İşbu değişiklik sadece limited şirketlere uygulanırken, anonim şirketlerin şirket esas sözleşmeleri noter veya ilgili ticaret sicili müdürü veya yardımcısı huzurunda imzalanabilecektir.

Yine limited şirketlere ilişkin olarak TTK madde 585’te yeniliğe gidilmiş olup, kuruluştan önce nakden taahhüt edilen sermayenin en az ¼’ünün ödenmiş olması şartı limited şirketler için kaldırılmıştır. Böylelikle, limited şirket kurucularının kuruluştan önce nakden taahhüt edilen sermayenin en az ¼’ü kadar ön ödeme yükümlülüğü bulunmamaktadır.

Yukarıdaki değişiklikleri düzene sokmak ve şirket kurma sürecini hızlandırmak adına Vergi Usul Kanunu ve Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda da bazı değişiklikler yapılmıştır. Buna göre, şirketler tarafından fiziken tutulan şirket defterlerinin açılış onayı kuruluş sırasında ilgili ticaret sicil müdürlüklerince yapılacaktır.

Son olarak, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda yapılan değişiklik uyarınca, bir şirket kurulduğunda bildirim formu ilgili ticaret sicil müdürlüğü tarafından doğrudan Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) gönderilmektedir ve işyeri tescili bizzat, herhangi bir başvuruya gerek olmaksızın SGK’ya yapılabilecektir.

İşbu değişiklikler, ihtilafların çözümlenmesinde yargı süreçlerini hızlandırmak, şirketlerin kuruluş ve yürütülüş süreçlerini kolaylaştırmak ve yasal giderleri azaltmayı hedeflemektedir. Umarız anılan düzenlemeler ile ilgili getirilen yenilikler aktif hayatta süreçleri ve maliyetleri hafifleterek yatırımcıların faaliyetlerini daha hızlı tamamlamalarına olanak sağlar.

First published by The Oath, 20.09.2018