CP13 Sayılı Ortak Uygulama Metni Kapsamında Avrupa Birliği Hukukunda Kötü Niyetli Marka Başvuruları ve Kötü Niyetin Değerlendirilmesi

Avrupa Birliği marka hukuku mevzuatında marka başvurularında kötü niyet kavramı açık biçimde tanımlanmamış, sınırları net olarak çizilmemiştir. Yargı içtihatları kavrama ilişkin önemli yönlendirmeler sunsa da, uygulamada farklı yorumların ortaya çıktığı ve yeknesaklığın sağlanmasında güçlükler yaşandığı görülmektedir. Bu durum, kötü niyet iddialarının değerlendirilmesinde öngörülebilirliği azaltmaktadır.

Bu ihtiyaç doğrultusunda, Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi (EUIPO) nezdinde yürütülen yakınlaştırma programları kapsamında hazırlanan CP13 sayılı “Kötü Niyetle Yapılmış Marka Başvuruları” başlıklı Ortak Uygulama Metni, 22 Mart 2024 tarihinde yayımlanmıştır. CP13 Ortak Uygulaması, marka başvurularında kötü niyetin değerlendirilmesine ilişkin ortak bir anlayış oluşturmayı ve uygulayıcılara yol gösterici ilkeler sunmayı amaçlamaktadır. Bu kapsamda, kötü niyetle bağlantılı kavram ve terminoloji netleştirilmiş, belirli senaryolar bakımından ortak değerlendirme yöntemleri geliştirilmiş ve kötü niyetin tespitinde dikkate alınabilecek ortak faktörler ortaya konulmuştur.

Bununla birlikte CP13’ün kapsamı bilinçli olarak sınırlı tutulmuştur. Özellikle kötü niyetin hangi yargısal veya idari süreçlerde ileri sürülebileceği ile uyuşmazlıkların esası hakkında yapılacak değerlendirmeler uygulama kapsamı dışında bırakılmıştır.

CP13 çerçevesinde yapılan değerlendirmelerde, her somut olayın kendine özgü koşullar taşıdığı vurgulanmakta ve kötü niyetin zorunlu unsurunun başvuru sahibinin dürüst olmayan niyeti olduğu belirtilmektedir. Bu unsur, kötü niyet iddiasının ileri sürüldüğü her durumda incelenmesi gereken asli faktör olarak kabul edilmektedir. Başka bir ifadeyle, dürüst olmayan bir niyetin bulunmadığı hâllerde, kural olarak kötü niyetin varlığından söz edilmesi mümkün değildir. Ancak bu sübjektif unsurun doğrudan tespiti çoğu zaman mümkün olmadığından, değerlendirme objektif ve somut kriterlere dayandırılmaktadır. Bu bağlamda başvuru sahibinin beyan edilen niyetinin yanı sıra, bu niyetin dış dünyaya yansıyan somut göstergeleri, başvurunun koşulları ve bağlamı birlikte ele alınmalıdır.

Başvuru sahibinin dürüst olmayan niyetinin her zaman aynı şekilde tezahür etmesi beklenmemektedir. Bu çerçevede Avrupa Birliği Adalet Divanı, verdiği kararlarda, kötü niyetin zorunlu unsuru olan dürüstlüğe aykırı niyetin tespitine yardımcı olabilecek birtakım tamamlayıcı unsurlar ortaya koymuştur. Bu unsurlar, kötü niyetin varlığı açısından ön koşul niteliği taşımamakta; yalnızca dürüstlüğe aykırı davranışın değerlendirilmesinde yol gösterici bir işlev üstlenmektedir. Bu nedenle söz konusu unsurlar, doktrinde ve uygulamada zorunlu olmayan unsurlar olarak nitelendirilmektedir.

Bu kapsamda, başvuru sahibinin önceki hakların varlığından haberdar olması veya makul olarak haberdar olduğunun varsayılması, üçüncü kişiye ait hakkın sahip olduğu koruma ve itibar düzeyi, ihtilaflı marka ile önceki haklar arasındaki benzerlik, başvurunun kapsadığı mal ve hizmetler, taraflar arasında mevcut ya da geçmişte var olmuş ticari veya hukuki ilişkiler, markanın kökeni ve önceki kullanımı, başvurunun arkasında dürüst bir ticari mantığın bulunup bulunmadığı, maddi kazanç elde etmeye yönelik spekülatif davranışlar ile başvuru sahibinin sistematik ve tekrar eden başvuru veya eylem örüntüsü bu tamamlayıcı unsurlar arasında sayılmaktadır.

CP13 Ortak Uygulaması, marka başvurularında kötü niyet kavramının tek tip bir olgu olarak ele alınamayacağını, aksine farklı görünümler altında ortaya çıkabileceğini kabul etmektedir. Bu bağlamda kötü niyet, sınırlı olmayan bir şekilde, iki görünüm altında incelenmektedir. Bunlardan ilki, üçüncü kişiye ait hakların kötüye kullanılmasıdır. Bu tür durumlarda başvuru sahibinin belirli bir üçüncü kişiyi hedef aldığı, onun marka hakkını, ticari faaliyetlerini veya piyasadaki bilinirliğini haksız biçimde kendi lehine kullanmaya çalıştığı görülmektedir. Bu başvurularda temel amaç, dürüst bir ticari faaliyette bulunmak değil, üçüncü kişinin hak alanına müdahale etmek veya bu haklardan haksız avantaj sağlamaktır.

İkinci görünüm olan marka sisteminin kötüye kullanılması hâllerinde ise, başvuru sahibinin belirli bir üçüncü kişiyi doğrudan hedef alması şart değildir. Kötü niyet, markanın temel işlevleriyle bağdaşmayan amaçlarla yapılan başvurulardan kaynaklanmaktadır. Şekli olarak mevzuata uygun bir başvuru söz konusu olsa dahi, başvurunun marka hukukunun amacına aykırı şekilde kullanılması ve başvuru sahibinin stratejisinin marka sisteminden haksız bir menfaat elde etmeye yönelmiş olması kötü niyetin tespiti açısından belirleyici olmaktadır. CP13 metninde, olası uyuşmazlıklara karşı savunma amaçlı yapılan tesciller, tekrar eden başvurular ve spekülatif nitelik taşıyan başvurular bu kapsamdaki örnekler arasında gösterilmektedir.

CP13’te ortaya konulan ilkeler çerçevesinde AB hukuku Türk marka hukuku ile karşılaştırıldığında, her iki sistemde de kötü niyet kavramının temel unsurları ve değerlendirme yaklaşımının büyük ölçüde örtüştüğü görülmektedir. Bununla birlikte, bazı hususlarda, örneğin kötü niyetin bölünmezliği gibi konularda, belirli farklılıkların varlığını koruduğu anlaşılmaktadır.

Sonuç olarak CP13 Ortak Uygulaması, kötü niyetin somut uyuşmazlıklarda doğrudan hangi hukuki sonuçlara yol açacağından ziyade, bu kavramın daha sistematik, tutarlı ve öngörülebilir şekilde anlaşılmasını hedefleyen yol gösterici bir belge niteliği taşımaktadır. Türk marka hukukunda kötü niyet değerlendirmesi bakımından AB hukuku ile büyük ölçüde paralellik bulunmasına rağmen, uygulamada açık ve yapılandırılmış bir rehberin bulunmaması, kararların yeknesaklığını olumsuz yönde etkilemektedir.

Bu nedenle, CP13 Ortak Uygulaması’na benzer biçimde, TÜRKPATENT tarafından hazırlanacak ve kötü niyetin değerlendirilmesinde dikkate alınabilecek kriterleri sistematik şekilde ortaya koyan bir kılavuzun, yalnızca uygulamada birlik sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda kötü niyet iddialarının daha dikkatli ve isabetli biçimde ileri sürülmesini teşvik edeceği kanaatindeyiz.

Aboneliğinizi Yönetin

Güncel hukuki görüşlerimiz ve etkinliklerimiz hakkında özelleştirilmiş bilgilendirme için abone olun.

×

Etik değerlerle inşa edilmiş, küresel ölçekte saygı gören kırk yıllık bir yolculuk. Hikayemizi keşfedin.