Bir EPC 138/3 Mücadelesi


Sınai Mülkiyet Kanunu (“SMK”), ülkemizde, patentin verilmesinden sonra istemlerde veya patent belgesinde herhangi bir değişiklik/sınırlama yapılmasını yasaklamaktadır. Bu kuralın tek istisnası ise, 2017 yılında Türk hukukuna getirilen ulusal tescil sonrası itiraz aşamasında, patent sahibi tarafından yapılacak değişiklik/sınırlamalardır.

Ulusal tescil sonrası itiraz prosedürünün Türk hukukuna uyarlanması kapsamında Kanun ayrıca, Türk Patent ve Marka Kurumu (“TÜRKPATENT”) nezdinde tescil sonrası itiraz süreci devam ederken, ilgili ulusal patente karşı ikame edilmiş olan hükümsüzlük davasında herhangi bir karar verilmesini de yasaklamaktadır. Bununla birlikte SMK, Avrupa Patent Ofisi ("EPO") nezdinde tescil sonrası itiraz veya temyiz aşaması devam ederken, Avrupa patentlerinin ulusal validasyonu olan patentlere karşı hükümsüzlük davalarının görülmesine ve bu davalara ilişkin karar verilmesine izin vermektedir. Aynı doğrultuda, yerel mahkeme EPO süreçlerini bekletici mesele olarak kabul etmek durumunda değildir ve bu husus tamamen hakimin takdirine bağlı olarak değerlendirilmektedir.

Uygulamada, bazı Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri, EPO nezdinde devam etmekte olan itiraz veya temyiz sürecini, usul ekonomisi ilkesi gereği bekletici mesele olarak kabul etmektedir. Bilindiği üzere bu ilke, yargılamaya hakim ilkelerden biri olup, Hukuk Muhakemeleri Kanununun (“HMK”) 30. maddesinde düzenlenmiştir. Söz konusu ilkeye dayanılarak, patentin EPO tarafından hükümsüz kılınabileceği göz önünde bulundurulmakta ve gereksiz inceleme ve iş yükü altına girilmemesi adına ulusal mahkeme nezdindeki süreç ertelenmektedir.

Öte yandan, bazı mahkemeler ise, EPO süreçlerinin çok fazla zaman alabileceğinden bahisle davacının ciddi bir hak kaybına uğrama ihtimalini önlemek için hükümsüzlük yargılamasını ertelememeye karar vermektedir.

Mahkemenin hükümsüzlük davasını bekletmeyi reddettiği durumlarda, patent sahibi, patentinin hükümsüz kılınmasından kurtulmak için istemlerini sınırlandırmayı düşünebilmektedir ki, bu ihtimal ulusal başvurular veya PCT başvuruları üzerine verilen ulusal patentler için söz konusu olamayacaktır. Bununla birlikte, Türkiye'de valide edilen Avrupa patentleri için devam eden ulusal hükümsüzlük davalarında, patent sahibi - prensip olarak - ulusal mahkemelerin sınırlandırılmış istemleri dikkate almaları gerektiğini düzenleyen EPC 138/3'e başvurabilmektedir.

EPC 138/3, itiraz veya temyiz süreçlerinde gerçekleştirilen istem sınırlamaları sonrasında EPO nezdinde geçerliliğini korumaya devam eden bir Avrupa patentinin ulusal düzeyde aceleyle hükümsüz kılınmasını önlemeyi de amaçlayan iyi düşünülmüş bir hükümdür.

Bununla birlikte, yakın zamana kadar, Türk Fikri ve Sınai Haklar Mahkemelerinin çoğu, Avrupa patentlerine karşı ikame edilen hükümsüzlük davalarında EPC 138/3'ü uygulamayı reddetmiş ve ulusal patentin tescilden sonra değiştirilemeyeceği hükmü uyarınca patent sahibine istem değişikliği yapma hakkı tanımamışlardır.  Mahkemeler, yargılama esnasında EPC 138/3'ü uygulamayı açıkça reddetmekten de kaçınmışlardır: kararlarını, mahkemelerin TÜRKPATENT nezdinde tescil edilen istem seti ile bağlı oldukları kuralına dayandırmışlardır. Diğer taraftan TÜRKPATENT, bu tür bir sınırlama ya da değişiklik resmi EPO Bülteninde yayınlanmadan ve Türkçe tercümesi TÜRKPATENT’e sunulmadan, bir Avrupa patentine ilişkin herhangi bir istem sınırlamasının sicile yansıtılmasını kabul etmemektedir.

Bir Avrupa patentinin Türkiye validasyonuna karşı ikame edilen yakın tarihli bir hükümsüzlük davası kapsamında, patent sahibi, yine süregelmekte olan EPO sürecinde sınırlandırılmış istem seti içeren bir Yedek İstem Seti sunmuş, bunun tescil edilmesi için talepte bulunmuştur. Türkiye’deki hükümsüzlük davasını gören yerel mahkeme, yargılamayı EPO sürecinin sonuna kadar ertelemeye ikna olmadığından ve patent sahibinin EPC 138/3 uyarınca istemleri sınırlamasına da TÜRKPATENT nezdinde tescilli istem seti ile bağlı olduğu gerekçesi ile izin vermediğinden, EPC 138/3 hükmünden yararlanabilmek için patent sahibi tarafından başka bir yol bulunması gerekmiştir. Bu doğrultuda, TÜRKPATENT’e doğrudan başvurularak EPO nezdinde sunulan sınırlı istem setinin bildirilmesine karar verilmiş ve TÜRKPATENT’in, tıpkı EPO nezdindeki süreç esnasında yapılan sınırlandırma gibi Türkiye’deki istemleri de değişikliğe ilişkin son kararın resmi bültende yayınlanmasını beklemeden sınırlandırması talep edilmiştir.

Bu noktada belirtmek gerekmektedir ki, istem değişikliği talebinin TÜRKPATENT nezdinde gerçekleştirildiği tarihte, hükümsüzlük davası ilk bilirkişi inceleme aşamasını tamamlamış ve mahkeme tarafından atanan bilirkişiler halihazırda tescilli olan (sınırlı olmayan) istem setine göre patentin geçersiz kılınması gerektiğine karar vermiş bulunmaktaydı.

Beklenmedik bir şekilde, TÜRKPATENT, EPC 138/3 hükmünü uygulayarak istem sınırlaması gerçekleştirilmesi talebini kabul etmiş ve istemlerin mevcut kapsamı hakkında Mahkemeyi bilgilendirerek davayı görmekte olan mahkemeye yeni sınırlı istem setini göndermiştir. TÜRKPATENT tarafından verilen bilgilere dayanarak, mahkeme de, hükümsüzlük davasının geri kalanı için sınırlı istem setini dikkate almayı kabul etmiş ve davayı, davacı tarafından ileri sürülen hükümsüzlük iddiaları karşısında sınırlı istem setinin incelenmesi için yeni bir bilirkişi heyetine tevdi etmiştir.

Görüldüğü üzere hem EPC hem de ulusal Fikri Mülkiyet Hukuku, hükümsüzlük davası kapsamında istemlerin sınırlandırılmasına izin verse de, patent sahibi bu sonucu elde etmek için uygulamada bir savaş vermek durumunda kalmıştır. TÜRKPATENT’in yaklaşımı ve mahkemenin kararı, Türkiye'de hükümsüzlük davasının muhatabı olarak mücadele edebilecek ve EPC 138/3'ten yararlanma ihtiyacı duyabilecek her Avrupa patent sahibi için önem arz etmektedir.

First published by Kluwer Patent Blog, in 01.12.2020

Daha fazla görüş

Paylaş