Eşitlikle Güçlenen Bir Gelecek !

Haberler ve Etkinlikler -

Dünya Kadınlar Günü, 8 Mart 1857’de eşit haklar için verdikleri mücadele sırasında hayatını kaybeden kadın işçilerin anısına ithafen, Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilmiştir.

Aradan neredeyse iki yüzyıl geçmiş olmasına rağmen, bugün dünyanın dört bir yanında kadınlar, yaşamın her alanında erkeklerle eşit haklara sahip olabilmek için mücadelelerini sürdürmektedir.

Türkiye, dünyanın en büyük ekonomileri arasında yer alma hedefini sürdürmektedir. Bu hedefin gerçekleşmesi ise; nüfusun yarısını oluşturan kadınların, ekonomik yaşama tam ve eşit katılımına bağlıdır. Toplumsal cinsiyet eşitliği yalnızca sosyal adaletin bir gereği değil, aynı zamanda makroekonomik performansın ve uzun vadeli kalkınmanın stratejik bir unsurudur.

Literatürde, kadınların ekonomik haklara ve işgücüne eşit erişiminin, ekonomik büyüme üzerinde anlamlı ve pozitif etkiler yarattığı güçlü biçimde ortaya konmaktadır. Yapılan çalışmalar, kadınların işgücüne katılım oranındaki artışın, o ülkedeki toplam üretim kapasitesini genişlettiğini, istihdam düzeyini yükselttiğini ve gayrisafi yurtiçi hasıla üzerinde olumlu etkiler yarattığını göstermektedir. Eşit işe eşit ücret ilkesi, işe alım ve terfi süreçlerinde ayrımcılığın önlenmesi, çalışma seçimi özgürlüğü ve ekonomik karar alma mekanizmalarına erişim gibi hakların, kurumsal düzeyde sağlanması ve korunması, ekonomik büyümeyi pozitif yönde etkilemektedir.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarının 5 numaralı başlığı, “Kadınları ve kız çocuklarını güçlendirmenin çarpan etkisi yarattığını ve ekonomik büyümeyi hızlandırdığını” söylemektedir. Kalkınmanın kadınsız olamayacağı bir gerçektir.

Türkiye’nin toplumsal cinsiyet eşitliği performansı gerilemiş, atılan adımlar ise yeterli iyileşmeyi sağlayamamıştır. İstinaf mahkemesinde görevli bir kadın hâkimin, görev yaptığı adliye binası içerisinde, bir erkek tarafından silahlı saldırıya uğraması, kadına yönelik şiddet ve adli koruma mekanizmalarının yetersizliği gerçeğini gözler önüne sermiştir. Ülkemizde kadınların ekonomik hayata katılımlarının olumlu etkileri konuşulması gerekirken, kadınlar şiddet tehdidi altındadır[1].

Türkiye, toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda attığı en önemli adımlardan biri olan İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmiştir. Meclis tarafından onaylanmış uluslararası bir sözleşmeden Cumhurbaşkanı kararıyla çekilme işlemi hukuka aykırı olmasına rağmen Danıştay tarafından iptal edilmemiştir.

Bu geri adım, kadınların eşit hak mücadelesi, hukukun üstünlüğü ve demokrasimiz için büyük bir kayıptır. Dünya Ekonomik Forumu’nun 2025 Cinsiyet Eşitsizliği Raporu’na göre Türkiye, bir önceki yıla göre 6 sıra gerileyerek 135. sırada 146 ülke arasında yer almıştır. Bu sıralama, Senegal, Fildişi Sahili Cumhuriyeti, Umman, Nijerya ve Gambiya gibi ülkelerin gerisindedir[2].  Kadınların ekonomiye katılımı kriterine baktığımızda ise Türkiye, 133. sırada, Tacikistan, Etiyopya ve Nikaragua’nın gerisinde kalmıştır. Kadınların ekonomik hayata tam ve eşit katılımının eksik olması, sadece bireysel mağduriyetler yaratmakla kalmamakta; aynı zamanda ülkenin potansiyelini de sınırlamaktadır.

Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınmasını sağlamak için, tüm kamu programlarının toplumsal cinsiyet eşitliğini ve kadın ile kız çocuklarının güçlenmesini temel alan bir perspektiften hazırlanması, uygulanması ve değerlendirilmesi gerekmektedir. Kadınları güçlendirmek için atılabilecek somut adımlar şunlardır:

  • Eğitimde fırsat eşitliği sağlanmalı, kız çocuklarının eğitim olanaklarına tam erişimi, güvence altına alınmalıdır.
  • İlköğretimden itibaren toplumsal cinsiyet eşitliği müfredatı olmalıdır.
  • Kadın girişimciliği teşvik edilmeli, kadın girişimcilerin finansal kaynaklara erişimleri artırılmalıdır.
  • Karar alma mekanizmalarında eşit temsil sağlanmalı, yönetim kademelerinde kadın kotaları uygulanmalıdır. Üst düzey kamu görevlerinde kadın oranı için hedef belirlenmelidir.
  • Medyada eşit temsil ilkelerinin uygulanması gerekmektedir.
  • STEM alanlarında kız çocuklarına burs ve mentorluk programları verilmelidir.
  • Kadına yönelik şiddetle daha etkin mücadele edilmeli, önleyici hukuki ve sosyal reformlar hayata geçirilmelidir.
  • Toplumsal farkındalık kampanyaları ile kadınların gücünü ortaya çıkaran başarı hikâyeleri paylaşılmalıdır.
  • Ücret şeffaflığı ve eşit işe eşit ücret denetimleri olmalıdır.
  • Bakım ekonomisi güçlendirilmeli, kreş ve yaşlı bakım hizmetleri yaygınlaştırılmalıdır.

Kadınların aktif katılımı olmadan ne ekonomik büyüme ne de toplumsal refah mümkün olabilir. Ancak hep birlikte atılacak adımlarla, Türkiye daha eşit, daha güçlü ve daha sürdürülebilir bir geleceğe ulaşabilir.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü Kutlu Olsun!

[1] https://tkdf.org.tr/faaliyetler/2025-yili-kadin-cinayetleri
[2] https://www.weforum.org/publications/global-gender-gap-report-2025/in-full/

Aboneliğinizi Yönetin

Güncel hukuki görüşlerimiz ve etkinliklerimiz hakkında özelleştirilmiş bilgilendirme için abone olun.

×

Etik değerlerle inşa edilmiş, küresel ölçekte saygı gören kırk yıllık bir yolculuk. Hikayemizi keşfedin.