Beşeri Tıbbi Ürünlerin Fiyatlandırmasında Yeni Dönem: Piyasa Teşviklerinin Yeniden Şekillendirilmesi

12 Mart 2026 tarihli ve 11031 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı (“Yeni Fiyat Kararı”), 2017/9901 sayılı Karar ile oluşturulan ve sonrasında birden çok kez güncellenen beşeri tıbbi ürün fiyatlandırma sisteminde önemli değişiklikler öngörmektedir. Avro/TL uyarlama oranının %60’tan %65’e yükseltilmesi, ilk eşdeğer/jenerik ürünler için daha yüksek fiyatlandırmaya imkân tanıyan teşvik mekanizmasının getirilmesi ve mevzuatımızda ilk kez “değer bazlı fiyatlandırma” kavramına yer verilmesi, Yeni Fiyat Kararı’nın ana unsurları arasında yer almaktadır.

Daha önce beşeri tıbbi ürünlerin fiyatlandırılmasında esas alınan Avro değerinin Türk Lirası karşılığı, bir önceki yılın ortalama Avro değerinin %60’ı olarak belirlenmekteydi. Söz konusu katsayı, uzun yılların ardından ilk kez artırılarak %65’e çıkarılmıştır. Bununla birlikte, 1 Nisan 2026 tarihine kadar geçici olarak %60 oranı esas alınmaya devam edilecektir. 1 Nisan 2026 itibarıyla geçerli olacak Avro/TL değeri ise 29,1164 TL olarak belirlenmiştir. Bu düzenleme, sektörde uzun süredir dile getirilen bir ihtiyaca yanıt vermekle birlikte, başta yenilikçi tedaviler olmak üzere hastaların karşılaştığı erişim sorunlarını tam anlamıyla gidermekten uzak görünmektedir. Türkiye’de uygulanan referans kur mekanizması ve kamu ilaç harcamalarına ayrılan sınırlı bütçe dikkate alındığında, bu artışın tek başına sürdürülebilir bir çözüm sağlaması beklenmemektedir. Nitekim OECD verileri, Türkiye’nin toplam sağlık harcamaları içinde ilaç harcamalarına ayırdığı payın ve kişi başına düşen ilaç harcamasının birçok OECD ülkesinin gerisinde kaldığını ortaya koymaktadır. Bu çerçevede, yalnızca kur oranı güncellemelerinin değil, kamu ilaç bütçesinin de güçlendirilmesinin gerekli olduğu değerlendirilmektedir.

Yeni Fiyat Kararı ile birlikte, ilk piyasaya verilecek eşdeğer/jenerik ürünlerin daha yüksek fiyatlandırılmasını sağlayarak pazara girişlerini hızlandırmayı amaçlayan yeni bir teşvik sistemi öngörülmüştür. Mevcut uygulamada, eşdeğer/jenerik ilaçlar Avrupa Birliği’nde referans alınan en düşük fiyatlı ürünün en fazla %60’ı üzerinden fiyatlandırılabilirken, yeni düzenleme kapsamında ilk eşdeğer/jenerik ürünler için ilk yıl %80, ikinci yıl %75 ve üçüncü yıl %70 oranında fiyatlandırma yapılabilecektir. Ayrıca, Türkiye’de imal edilen eşdeğer ürünlerin ikinci ve üçüncü yıllarda belirli pazar payı eşiklerine ulaşması halinde bu oranların artırılması da mümkün olabilecektir. Bu yaklaşım ile, Amerika Birleşik Devletleri’nde ilk piyasaya çıkan jenerik ürünün belirli bir süre pazarda münhasır olarak kalmasını sağlayan teşvik sistemi, Türkiye’de fiyat avantajı ile ilk kez getirilmiş oldu.

Kan ürünleri, alerji ürünleri, yetim ilaçlar, biyobenzerler, aşılar, halk sağlığı açısından kritik öneme sahip ürünler ve alternatif geri ödeme modellerine konu ilaçlar bakımından esnek fiyatlandırma uygulamaları devam etmektedir. Bunun yanı sıra, mevzuata ilk kez “değer bazlı fiyatlandırma” kavramının dahil edilmesi, özellikle yenilikçi ilaç endüstrisinin uzun süredir gündeme getirdiği değer bazlı fiyatlandırma ve geri ödeme yöntemlerinin uygulanabilmesine yönelik önemli bir gelişme olarak değerlendirilmektedir.

Yeni sistemin uygulanmasına ilişkin geçiş süreci de önem arz etmektedir. 2026 yılı boyunca fiyatlandırma sisteminin kademeli olarak hayata geçirilmesi öngörülmüş; özellikle Avro/TL hesaplamaları ile bazı fiyat baremlerinin belirli tarihler itibarıyla güncelleneceği düzenlenmiştir. Eşdeğer ürünler için öngörülen kademeli oranların yalnızca Kararın yürürlüğe girmesinden sonra piyasaya verilecek ürünler bakımından geçerli olması, hâlihazırda piyasada bulunan ürünlerin ise geçiş süresince mevcut fiyatlarını koruyacağını göstermektedir.

Öte yandan, Beşeri Tıbbi Ürünlerin Fiyatlandırılması Hakkında Tebliğ’in (“Tebliğ”), Yeni Fiyat Kararı ile çelişmeyen hükümlerinin yeni bir Tebliğ yayımlanana kadar yürürlükte kalmaya devam edeceği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda, firmaların özellikle fiyat başvuruları ve fiyat değişiklikleri bakımından yapılacak güncellemeleri yakından takip etmeleri ve geçiş sürecinde uyumlarını bu doğrultuda sağlamaları önem taşımaktadır. Yeni fiyatlandırma sistemine tam geçişin ise hem geçici düzenlemelerin tamamlanması hem de ikincil mevzuat niteliğindeki Tebliğ’in güncellenmesi ile birlikte netlik kazanması beklenmektedir.

Aboneliğinizi Yönetin

Güncel hukuki görüşlerimiz ve etkinliklerimiz hakkında özelleştirilmiş bilgilendirme için abone olun.

×

Etik değerlerle inşa edilmiş, küresel ölçekte saygı gören kırk yıllık bir yolculuk. Hikayemizi keşfedin.