Hak Sahipleri, Suç Kapsamında El Konulan Sahte Ürünlerin Gümrük Depolama Masraflarından Sorumlu Değildir
Kesinleşmiş bir yargı kararı, gümrükte tespit edildikten sonra ceza soruşturması kapsamında el konulan taklit ürünlerin muhafazasından doğan ardiye giderlerinin marka sahibine yüklenemeyeceğine hükmetti. Karar, marka sahibinin ihlalin mağduru olduğunu ve ardiye ücretinin muhatabının taklit ürünlerin sahibi olması gerektiğini açıkça ortaya koyması bakımından önem taşıyor.
Arka Plan
Uyuşmazlık, yaklaşık 27,7 ton ağırlığındaki 264.740 adet taklit Colgate diş macununa ilişkindir.
Ürünlerin gümrükte tespit edilmesinin ardından Colgate-Palmolive Company adına suç duyurusunda bulunulmuş ve Sulh Ceza Hâkimliği tarafından ürünlere el konulmasına karar verilmiştir. Devam eden ceza sürecinde imha prosedürü işletilmiştir.
Ürünler, 2020 ile 2023 tarihleri arasında Gümrük Müdürlüğü’nün Kaçak Eşya Ambarı’nda muhafaza edilmiştir. Gümrük Müdürlüğü daha sonra Colgate-Palmolive Company adına yüklü miktarda bir ardiye ücreti tahakkuk ettirmiştir.
Davanın Özeti
İdari başvurunun ardından ardiye tahakkukunun iptali amacıyla dava açılmıştır.
Gaziantep 3. İdare Mahkemesi, 30 Haziran 2025 tarihli kararıyla Gümrük Müdürlüğünün ardiye ücreti tahakkukuna ilişkin işlemini iptal etmiştir.
Mahkeme, Colgate-Palmolive Company’nin taklit ürünlerin sahibi olmadığını; aksine fikri mülkiyet hakları ihlal edilen ve bu nedenle olayın mağduru konumunda bulunan marka sahibi olduğunu vurgulamıştır. Mahkemeye göre ardiye ücretinin muhatabı, taklit ürünlerin sahibi olmalıdır. Bu nedenle, ürünlerin muhafazasından kaynaklanan mali külfetin ihlalin mağduru olan marka sahibine yüklenmesi hukuka aykırıdır.
Mahkeme ayrıca, failin eylemlerinin mali sonuçlarının mağdura yüklenmesini ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi bakımından da hukuka aykırı bulmuştur.
Ticaret Bakanlığı karara karşı istinaf başvurusunda bulunmuş ve esas olarak Gümrük Yönetmeliği’nin 109. maddesine dayanmıştır. Söz konusu madde, fikri ve sınai hakları ihlal ettiği şüphesiyle gümrük işlemleri durdurulan veya alıkonulan eşyanın, risk ve mali yükümlülükleri hak sahibine ait olmak üzere gümrük gözetimi altında depolanacağını düzenlemektedir. Bakanlık ayrıca, taklit ürünlerin sahibi hakkında yürütülen ceza yargılaması ile gümrük mevzuatı kapsamında tesis edilen idari işlemin birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi, 5 Mart 2026 tarihli kararıyla ilk derece mahkemesinin kararını hukuka uygun bulmuş ve Ticaret Bakanlığının istinaf başvurusunu oybirliğiyle reddetmiştir. Temyiz yolu kapalı olan karar böylece kesinleşmiştir.
Hak Sahipleri Açısından Sonuçları
Gümrük Yönetmeliği’nin 109. maddesi, Türkiye’de sınırda fikri mülkiyet haklarının korunması sisteminin önemli unsurlarından biridir. Ancak Colgate kararı, bu hükmün ceza soruşturması kapsamında el konulan ve bu nedenle muhafazası devam eden taklit ürünlere ilişkin ardiye giderlerinin marka sahibine yüklenmesi için doğrudan uygulanamayacağını ortaya koymaktadır.
Ceza muhakemesi kapsamında el konulan ürünler, suçun soruşturulması, delillerin muhafazası ve nihai olarak müsadere ve imha süreçleri çerçevesinde kamu makamlarının kontrolünde tutulmaktadır. Bu aşamada ürünlerin muhafazası artık hak sahibinin tasarrufundan değil, ceza muhakemesi kapsamında verilen karar ve tedbirlerden kaynaklanmaktadır.
Colgate kararı, Gümrük Yönetmeliği’nin 109. maddesini fikri mülkiyet uyuşmazlıklarında doğan tüm ardiye giderleri bakımından uygulanamaz hâle getirmemektedir. Kararın sonucu daha sınırlı ve nettir: Ceza soruşturması kapsamında el konulan taklit ürünlerin devam eden muhafazasından doğan ardiye giderleri, ihlalin mağduru olan marka sahibine yüklenemez.
Önemi
Gümrükler nezdinde fikri mülkiyet koruma mekanizmasının etkinliği, hak sahiplerinin şüpheli taklit ürünleri teşhis etmesine, suç duyurusunda bulunmasına ve kamu makamlarıyla iş birliği yapmasına önemli ölçüde bağlıdır.
Bu iş birliğinin sonucunda aynı hak sahiplerinin yıllar sonra yüksek tutarlı ardiye giderleriyle karşı karşıya bırakılması, taklitle mücadele eden taraf üzerinde ciddi bir mali yük yaratmakta ve özellikle büyük sevkiyatlar veya uzun süren ceza süreçleri bakımından hak sahiplerini hukuki yollara başvurmaktan caydırma riski taşımaktadır.
Kesinleşmiş Colgate kararı, benzer ardiye tahakkuklarına karşı çıkılması bakımından güçlü bir hukuki dayanak ve önemli bir yargısal yol gösterici sunmaktadır. Bununla birlikte, her uyuşmazlığın kendi içerisinde değerlendirilmesi gerekecektir.
Gümrük Yönetmeliği’nin 109. maddesinin mevcut lafzının daha açık düzenlenmesi hukuki öngörülebilirliğe ve uygulama birliğine katkı sağlayacaktır.
Bu yönde bir düzenleme yapılana kadar kesinleşmiş Colgate kararı güçlü ve net bir mesaj vermektedir: Hak sahibi suçun mağdurudur; suç eşyasının ardiye borçlusu değil.