Yargıtay’ın Denetim Yetkisi ve Sınırlarına Yakından Bir Bakış


Yargıtay, göreve başladığı 1800’lü yılların ortalarından bu yana Türk yargı tarihindeki en önemli müesseselerden birisi olmuştur. Kuruluşundan bu yana Yargıtay, adli yargı sistemimizin yüksek mahkemesi olarak konumlanmış ve görev yapmıştır. Ancak Yargıtay’ın güncel bazı kararları, bir yüksek mahkeme olarak Yargıtay’ın denetim yetkisini ve bu yetkinin sınırlarının tekrar gündeme gelmesine neden olmuştur.

2016 yılında bölge adliye mahkemelerinin göreve başlayışına kadar, adli yargı sistemimizde yalnızca ilk derece mahkemeleri ve Yargıtay görev yapmaktaydı. 2016 yılından önceki bu dönemde, ikili adli yargı sisteminin doğal sonucu olarak Yargıtay, denetim yetkisini hem hukukilik incelemesi yaparak, hem de işin esasına girip yerindelik incelemesi yaparak kullanmaktaydı.

2016 yılında bölge adliye mahkemelerinin göreve başlamasından sonra ise üçlü bir adli yargı sistemi benimsenmiş ve bölge adliye mahkemeleri, ilk derece mahkemeleri ile Yargıtay arasında bir ara kademe olarak bu sistemde yerini almıştır. 2016 sonrasındaki bu yeni dönemde, Yargıtay’a verilen temel görev bir içtihat mahkemesi olarak hareket etmektir. Yerindelik denetimi ise Yargıtay’ın görevi ve yetkisi dışında kalmaktadır.

Ancak Yargıtay tarafından marka ve tasarım hukuku alanında son iki sene zarfında verilen birçok bozma kararında, ilgili Daire alt derece mahkemeleri gibi hareket ederek işin esasına girmiş, dava dosyalarında alınan bilirkişi raporlarındaki tespitleri ve hatta mahkemelerin değerlendirmelerini kısmen ya da tümden göz ardı ederek bizzat kendi tahkikatını yürütmüştür. Bu bağlamda Daire tarafından bizzat değerlendirilen teknik konular arasında aşağıdakiler de yer almaktadır:

  • Markaların benzerliği/karşılaştırılması,
  • Mal ve hizmetlerin benzerliği/karşılaştırılması,
  • İlgili tüketici kitlesinin dikkat düzeyi,
  • Markaların tanınmışlığı.

Bu konulardaki inceleme ise, kanaatimizce, Yargıtay’ın denetim yetkisinin sınırlarını aşan niteliktedir.

Yasal düzenlemeler ve üçlü adli yargı sistemine geçiş amaçları, Yargıtay’ın yapacağı temyiz incelemesinin bir hukukilik incelemesi ile sınırlı olmasını öngörmektedir.

Örneğin alt derece mahkemeleri (ilk derece mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri) tarafından verilen kararlar, yalnızca kararın hukuka uygunluğu bakımından incelenmelidir. Yargıtay tarafından yapılan inceleme neticesinde verilen bozma kararları, alt derece mahkemelerinin yerini almayacak şekilde verilmesi gerektiği gibi, ihtisas mahkemelerinin takdir yetkisini de ortadan kaldırmamalıdır.

Yargıtay’ın aksi yönde bir değerlendirmede bulunması, ilk derece mahkemelerinin kararları üzerinde hem yerindelik hem de hukukilik incelemesi yapma yetkisine sahip olan bölge adliye mahkemelerinin yetki ve görevlerinin ortadan kaldırılması ya da geçersiz hale getirilmesi anlamına gelecektir. 

Kanaatimizce, şayet Yargıtay, yaptığı hukukilik incelemesi neticesinde alt derece mahkemelerinin kararlarını hukuka aykırı buluyorsa, alt derece mahkemelerinin takdir yetkisini göz ardı etmeyen şekilde bozma kararları vermelidir. Örneğin böyle bir durumda Yargıtay, yalnızca hangi hukuk kuralının yanlış veya eksik uygulandığını belirtebilir ve/veya bu kuralın ne şekilde uygulanmış olması gerektiğine ilişkin sınırlı bir açıklama getirebilir.

Aksi takdirde eğer Yargıtay her dosyanın esasına girer ve hukukilik denetiminin sınırlarını aşan şekilde vakıa incelemesi de dahil işin esasına girecek şekilde inceleme yaparsa, alt derece mahkemelerinin hakimlerince uzun yıllar yürütülen ve özel ihtisas alanlarına dayanan değerlendirmeler işlevsiz ve anlamsız hale gelecektir.

Ayrıca, Yargıtay’ın iş yükü de üçlü adli yargı sistemine geçiş ile amaçlandığı gibi azalmayacak, aksine artacaktır. Öte yandan, Yargıtay’ın içtihat mahkemesi olarak hareket etme kabiliyeti de tekrar sekteye uğrayacaktır.

Tarafımızca, Türk mahkemelerinin içtihatlarının gelişebilmesi ve ilerleyebilmesi için, Yargıtay'ın denetim yetkisini ve bu yetkinin sınırlarını yeniden gözden geçirmesi ve yeniden içtihat mahkemesi olma rolüne odaklanması ümit edilmektedir.

First published by ManagingIP, in 20.04.2021

Daha fazla görüş

Paylaş