Anayasa Mahkemesi’nden Rekabet Kurulu’nun Yerinde İncelemeleri Hakkında Yeni Karar
2023 yılının en tartışmalı rekabet hukuku konularından birisi, Anayasa Mahkemesi’nin Ford Otomotiv Sanayi A.Ş.’nin işyerinde yapılan incelemenin kanuna aykırı olması nedeniyle konut dokunulmazlığı hakkının ihlal edildiğine karar verdiği, 23.03.2023 tarihli ve 2019/40991 sayılı kararıydı. Bu karar ile birlikte yasama organının ilgili kanun hükmünde yeni bir düzenlemeye gidip gitmeyeceği ve kararın bundan sonraki yerinde incelemelere etkisinin ne olacağı merak konusu haline gelmiş ve beraberinde yerinde incelemelerin hukuka uygunluğu ya da yerinde incelemeler sırasında elde edilen delillerin hukuka uygunluğu noktasında birçok tartışmayı gündeme getirmişti.
Anayasa Mahkemesi 17.02.2026 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 06.11.2025 tarihli ve 2025/224 sayılı kararı ile, Danıştay 13. Dairesi ve Ankara 11. İdare Mahkemesi’nin 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un yerinde incelemeleri düzenleyen 15. Maddesinin ilk fıkrasındaki “gerekli gördüğü hallerde….” ibaresinin ve üçüncü fıkrasındaki “Yerinde incelemenin engellenmesi veya engellenme olasılığının bulunması durumunda sulh ceza hakimi kararı ile yerinde inceleme yapılır.” düzenlemesinin iptali için yapmış oldukları başvuru neticesinde, ilgili düzenlemelerin iptali talebini reddederek, Rekabet Kurulu’nun gerekli gördüğü hallerde teşebbüslerde yerinde inceleme yapabilmesine ilişkin yetkinin oy çokluğu ile Anayasa’ya aykırı olmadığına hükmetti.
Bu karar ile birlikte rekabet hukuku uygulamasının en kritik araçlarından biri olan yerinde inceleme yetkisi yeniden gündeme geldi. Özellikle Mahkeme’nin daha önce verdiği Ford kararı ile bu yeni karar arasındaki yaklaşım farkı, rekabet soruşturmalarının anayasal sınırları bakımından ciddi soru işaretlerini de beraberinde getiriyor.
Anayasa Mahkemesi ilgili kararında, rekabetin korunması ve kartelleşmenin önlenmesinin devletin anayasal yükümlülükleri kapsamında olduğunu, yerinde inceleme yetkisinin kamu yararı amacı taşıdığını, incelemenin usulü ve kapsamının kanunda yeterince belirli olduğunu ve hukuk devleti ilkesine aykırılık bulunmadığını belirterek, rekabet soruşturmalarında delil elde etmenin etkinliğini önceleyen bir perspektifi yansıtıyor.
Ancak bu kararı tartışmalı kılan husus, mahkemenin aynı hususa ilişkin yakın tarihte verilen başka bir kararı ile ortaya çıkan derin farklılık. Hatırlanacağı üzere Ford Otomotiv kararı, işyerlerinde yapılan yerinde incelemelerin belirli koşullarda konut dokunulmazlığı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ve yerinde inceleme yetkisinin hakim kararı ile kullanılmasını ve anayasal güvencelerin güçlü şekilde uygulanması gerektiğini ortaya koymuştu.
Mahkeme bu defa, yerinde incelemenin kapsamı ve usulünün kanunda düzenlendiğini, incelemenin yetki belgesi ile yürütüldüğünü ve inceleme yetkisinin sınırsız olmadığını belirterek belirlilik ilkesinin ihlal edilmediğini ifade etmiştir. Mahkeme çoğunluğu, rekabetin korunması ile temel haklar arasında bir denge kurulması gerektiğini kabul etmekle birlikte, somut düzenlemenin bu dengeyi bozmadığı sonucuna ulaşmıştır. Mahkeme’nin 5 üyesi çoğunluk görüşüne katılmamıştır.
Çoğunluk görüşüne katılmayan üyelerin karşı oy gerekçelerinde özellikle şu hususlar dikkat çekmektedir:
- İşyerlerinin teşebbüslerin yönetim işlerinin yürütüldüğü kısımlar ile çalışma odaları gibi herkesin serbestçe giremediği bazı bölümlerinin özel hayat alanı kapsamında değerlendirilerek konut dokunulmazlığı kapsamında ele alınması gerektiği,
- “Kurulun gerekli gördüğü haller” gibi geniş yetki tanıyan ifadelerin müdahalenin sınırlarını belirsiz bıraktığı,
- Müdahale şartlarının objektif kriterlere bağlanmadığı, takdir yetkisinin geniş olduğu, yargısal denetimin sınırlı kaldığı, gecikmesinde sakınca bulunan hallerin açık tanımlanmadığı,
- Teşebbüslerin incelemeyi engellememesinin rıza olarak kabul edilmesinin gerçeği yansıtmadığı, yerinde incelemenin engellenmesinin ağır idari yaptırımlara bağlandığı ve bu tehdit altında verilen bir kabulün serbest bir irade beyanı olarak kabul edilemeyeceği,
- Yeni kararın, Ford kararında ortaya konulan anayasal güvencelerle bağdaşmadığı,
- Mahkemenin kısa süre içinde aynı konuda farklı sonuçlara ulaşmasının hukuki öngörülebilirliği zedeleyebileceği dile getiriliyor.
Hatta bu durum üyelerden biri tarafında açık şekilde “önemli bir geri gidiş” olarak nitelendirilmiştir. Uygulamada ise Anayasa Mahkemesinin 2023 tarihli kararına rağmen, Rekabet Kurulu’nun sulh ceza hakim kararı alınmadan yerinde incelemeleri gerçekleştirdiği görülmekte idi. Dolayısı ile bu yeni alınan karar uygulamayı aklayan bir karar olarak nitelendirilebilir. Anayasa Mahkemesi’nin bu yeni kararı şu soruyu yeniden gündeme getirecek gibi: Rekabetin etkin korunması mı, yoksa temel hak güvenceleri mi öncelikli olmalı? Yoksa hukuk düzeni bu iki değeri yeniden dengelemek zorunda mı?
Gün + Partners bu içeriği 24 Şubat 2026 tarihinde yayınlamıştır.