ABAD Kötüniyetin Varlığının Tespitinde Aranacak Kriterleri Açıkladı


Avrupa Birliği Adalet Divanı (“ABAD”) 12 Eylül 2019 tarihinde vermiş olduğu kararda sonraki tarihli başvuru sahibinin itiraz sahibi ile geçmiş ticari ilişkilerinin varlığını da dikkate alarak başvurunun kötüniyetli olarak yapıldığına hükmetmiş ve kötüniyete ilişkin şartların ne şekilde incelenmesi gerektiğini hükme bağlamıştır.  

ABAD tarafından 12.09.2019 tarihinde verilen C‑104/18 P tarihli kararda kötüniyetli başvuruların değerlendirilmesi sırasında hangi kriterlerin dikkate alınması gerektiği açıklanmıştır.

Avrupa Birliği nezdinde tescilli “KOTON” markalarının sahibi Koton Mağazacılık Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş. (“KOTON A.Ş.”) 25.04.2011 tarihinde Joaquín Nadal Esteban (“N. Esteban”) tarafından yapılan, 25, 35 ve 39. sınıftaki mal ve hizmetleri içeren marka başvurusundan haberdar olmuş; söz konusu başvuruya karşı 25 ve 35. sınıflardaki mal ve hizmetleri kapsayan  markası ile 18, 25 ve 35. sınıfta yer alan mal ve hizmetleri içeren markalarına dayanarak karıştırılma ihtimalinin varlığı ve ayrıca başvuru sahibinin kötüniyetine dayalı gerekçelerle itirazda bulunmuştur. KOTON A.Ş. kötüniyetin varlığına ilişkin itirazlarını sunarken N. Esteban ile şirketleri arasında sona ermiş geçmişteki ticari ilişkiye de değinmiş ve bu sebeple başvuru sahibinin KOTON A.Ş. ve KOTON markalarından haberdar olmamasının mümkün olmadığını ileri sürmüştür.

KOTON A.Ş.’nin itirazları Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi (“EUIPO”) nezdinde 25 ve 35. sınıflarda yer alan mal ve hizmetler bakımından kabul edilmiş; buna karşın kötüniyete dayalı iddiaların ispat edilemediğine hükmedilmiştir. KOTON A.Ş.’nin EUIPO nezdinde yaptığı temyizlerin de reddi üzerine N. Estaban adına başvurusu yapılan “STYLO & KOTON + Şekil” markası 39. sınıfta yer alan hizmetler bakımından tescil edilmiştir.

KOTON A.Ş.’nin kısmen aleyhine verilen kararı mahkemeye taşıması üzerine Genel Mahkeme tarafından yapılan değerlendirmede de kötüniyete dayalı itirazlar reddedilmiş; mahkeme taraf iddialarını inceledikten sonra gerekçesinde kötüniyet değerlendirmesi yapılırken tarafların arasındaki ilişkinin önemli olmadığı zira başvuru kapsamında yer alan 39. sınıf hizmetlerinin KOTON A.Ş.’nin markaları dahilinde tescilli olmadığı, böyle bir benzerlik mevcut değilken de kötüniyetten bahsedilemeyeceğine hükmetmiştir.

İlgili kararın KOTON A.Ş. tarafından ABAD önüne taşınmasını takiben Divan taraf iddia ve savunmalarını değerlendirmiş; kötüniyetin şartlarının ne şekilde yorumlanması gerektiği konusunda açıklamalarda bulunmuş ve nihayetinde KOTON A.Ş.’nin başvurusunun kabulüne karar vermiştir.

Divan, öncelikle kötüniyet iddiasının değerlendirilirken başvuru tarihindeki koşulların dikkate alınması gerektiğini belirtmiş; başvuru sahibinin “STYLO & KOTON + Şekil” ibareli ve stilize yazım stilinde yapılan marka başvurusunu yalnızca 39. sınıfta değil aynı zamanda KOTON A.Ş. adına tescilli ve kullanıma konu edilen 25 ve 35. sınıflardaki mal ve hizmetleri de içerir şekilde yaptığının altını çizmiştir. ABAD ayrıca stilize yazım stiline konu “KOTON” ibaresinin başvuruda aynen kullanılması karşısında taraflar arasında geçmişte mevcut olan ve KOTON A.Ş. tarafından sonlandırılmış ticari ilişkinin de dikkate alınması gerektiğini vurgulamıştır. ABAD son olarak Genel Mahkeme tarafından N. Esteban’ın dava konusu stilize şekilde yazılmış başvuruyu 25, 35 ve 39. sınıflarda yer alan mal ve hizmetler için başvuruya konu etmesinin ekonomik faaliyetleri dikkate alındığında ticari mantığa uygunluğunun da denetlenmediğini tespit etmiştir.

Tüm bu değerlendirmeler ışığında ABAD “Başvuru sahibinin bir marka başvurusunda bulunmasında niyetinin sübjektif olabileceğini, ve fakat bu niyetin yetkili idari organlar ya da yargı organlarınca objektif kriterlere uygun olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği” prensibi ile Genel Mahkeme’nin kararını bozmuş ve KOTON A.Ş.’nin temyiz itirazlarının kabulüne karar vermiştir.

Söz konusu karar 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (“SMK”) 6/9 maddesinde yer alan “Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.” hükmünün ruhuna da uygundur. Zira 6769 sayılı SMK’da da kötüniyetin varlığı halinde mal veya hizmetler arasında ayniyet ya da benzerlik aranacağına dair bir düzenleme bulunmamaktadır. Yine söz konusu karar ve uyuşmazlık yabancı ülkelerde ticari faaliyet gösteren şirketlerin hem ticari faaliyette bulundukları ülkelerde tescil sahibi olmalarının hem de ticari ilişkide bulundukları şahıs ya da şirketlerle imzaladıkları sözleşmelerin fikri mülkiyet hükümlerinin de güçlü ve kapsayıcı şekilde hazırlanmasının önemini ortaya koymaktadır.

Find more insights

Paylaş