Telif Haklarının Diğer Haklar ile Kesişmesi


Telif haklarının diğer fikri mülkiyet hakları ile özellikle de marka ve tasarımlarla kesişmesi Türkiye dâhil birçok yargı çevresinde sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Hakların kesişmesi, bir fikri ürünün hem telif hukuku hem de marka veya tasarım hukuku gibi diğer fikri ve sınai haklar kapsamında korunmasını ifade eder.

Türkiye’de, bir fikri ürün, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (“FSEK”) kapsamında eser olarak korunabilmesi için gerekli şartları ve 6769 sayılı Sınaî Mülkiyet Kanunu (“SMK”) çerçevesinde marka veya tasarım olarak korunabilmesi için gerekli şartları eş zamanlı olarak sağladığı durumda kümülatif korumadan yararlanır.

Bir fikri ürünün, telif hakları korumasından yararlanabilmesi için, sahibinin hususiyetini taşıması ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanat veya sinema eseri şeklindeki dört eser kategorisinden birine girmesi gerekir. Bu şartları sağlayan bir fikri ürün, yeni ve ayırt edici olması şartıyla bir tasarım olarak da tescil edilip korunabilir ve/veya marka olabilecek ayırt edici karaktere sahip ise marka olarak da tescil edilebilir ve korunabilir.

SMK’nın 58/3 maddesinde, SMK hükümlerine göre korunan bir tasarımın, FSEK’te aranan şartları taşıması halinde FSEK uyarınca da korunacağı düzenlenmiştir.

İstanbul 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2010/55 E., 2012/113 K. sayılı ve 08.05.2012 tarihli kararı, bu tür bir kümülatif korumanın bir örneğini oluşturmaktadır. Söz konusu karara konu davada, tescilli anahtarlık tasarımı sahibi, davalının kendisinin tescilli tasarımıyla hemen hemen aynı olan anahtarlıkları üretip sattığını iddia etmiş, tasarım tecavüzü ile telif hakkı ihlalinin tespitini ve maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. Mahkeme, davacının tescilli tasarımının aynı zamanda FSEK kapsamında bir güzel sanat eseri olduğunu belirterek, davalının fiillerinin sadece tasarım hukuku kapsamında davacının tasarım haklarına tecavüz oluşturmadığı, aynı zamanda bu fiillerin,  FSEK uyarınca eser sahibi olan davacının mali ve manevi haklarını da ihlal ettiği sonucuna varmıştır. 2009/191 E., 2010/258 K. sayılı ve 26.10.2010 tarihli bir kararında ise Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, Disney’in tescilli marka ve telif haklarına sahip olduğu Mickey Mouse karakterinin bir terlik tasarımı üzerinde izinsiz kullanımının Disney’in telif haklarını ihlal ettiğine ve söz konusu tasarımın tasarım hukuku kapsamında tescil edilmesinin mümkün olmadığına karar vermiştir.

SMK’da, telif hakları ve markaların karşılıklı etkileşimi ile ilgili olarak da açık bir hüküm bulunmaktadır. SMK’nın 6. maddesinin 6. paragrafına göre bir marka başvurusunun başkasına ait bir telif hakkını içermesi halinde o marka başvurusu tescil edilmez veya tescil edilmiş ise hükümsüz kılınır. Bu kapsamda, Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemeleri ile Türk Patent ve Marka Kurumu sıklıkta film, çizgi film veya karikatür karakterlerinin isim veya görselleri; kitap, dergi, film veya dizi isimleri ve logolar gibi telif haklarına konu eserleri içeren kelime veya şekil markalarını markaları hükümsüz kılmakta veya bu şekildeki marka başvurularını reddetmektedir. Örneğin, İstanbul 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, 2007/98 E., 2008/114 K. sayılı ve 07.05.2008 tarihli kararında, davacı Paws Incorporated’ın Garfield ismi ve Garfield karakterinin marka ve telif haklarının sahibi olduğunu dikkate alarak davalının “GARFIELD + ŞEKİL” markasının hükümsüzlüğüne karar vermiştir. Benzer şekilde, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/11836 E., 2018/3892 K. sayılı ve 23.05.2018 tarihli kararında, davalının marka başvurusunda yer alan Aslan şeklinin davacı tarafından yaratılan orijinal bir eser olduğu ve telif hukuku kapsamında korunduğu gerekçesiyle söz konusu başvurunun davacının telif haklarını ihlal ettiğine ve davalının bu Aslan şeklini içeren marka başvurusunun tescil edilemeyeceğine ilişkin Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin kararını onamıştır.

Telif haklarının marka veya tasarımlarla kesiştiği durumlara ilişkin Türk mevzuatındaki düzenlemeler ve emsal kararlar dikkate alındığında, hak sahiplerinin FSEK ve SMK tarafından sağlanan korumadan eş zamanlı olarak faydalanabileceklerini söylemek mümkündür.

Daha fazla görüş

Paylaş