Türk Hukukunda Televizyon Formatlarının Korunması


Televizyon yapımcılığı sektöründe büyük önem taşıyan fikri çalışmaların ürünü olan program formatlarının, Türk hukuku kapsamında genel olarak hukuki niteliği belirlenmemiş olduğu gibi tam bir tanımı da bulunmamaktadır. Bununla beraber Uğur Çolak, “Televizyon Program Formatlarının Korunması” adlı eserinde program formatlarını: “Dijital iletişim de dâhil olmak üzere herhangi bir yayın biçimine konu programın birden çok sayıda bölümünden her birinin ne şekilde yapılacağını, ne şekilde cereyan edeceğini gösteren ve programın adı, akışı, programın sunucusunun konum ve tutumu stüdyo içi ve stüdyo dışı izleyicilerin konumlan ile programa katılma biçimleri, stüdyo tasarımı, kamera hareketleri, kullanılacak anahtar ifadeler ve sloganlar ile müzikler gibi tüm programın tüm karakteristik özelliklerini içeren ve sahibinin hususiyetini taşıyan çerçeve plan ya da taslaklar” şeklinde tanımlamıştır.

Her ne kadar yukarıdaki gibi kapsamlı bir format tanımına 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda (“FSEK”) ve ilgili kanunlar kapsamında yer verilmemiş olsa da, yazılı olarak tespit edilmiş bulunan program formatlarının FSEK kapsamında eser kabul edileceği gerek emsal mahkeme kararları, gerek doktrinde baskın görüş tarafından savunulmaktadır. Dolayısıyla, FSEK m. 1B(1)(a) hükmü gereği sahibinin hususiyetini taşıyan (“orijinal/özgün olma”) program formatlarının, bu hususiyeti yansıtacak ölçüde tespit edilmiş olması (“somutlaşma”) halinde FSEK kapsamında bir eser olarak korunacağı kabul edilmektedir.

Bununla beraber doktrinde, televizyon formatlarının FSEK’te tahdidi olarak sayılan eser türlerinden birine sokulamaması sebebiyle FSEK kapsamında koruma bahşedilemeyeceğini savunan görüşler de bulunmaktadır. Buna karşıt görüş ise program formatlarının FSEK md. 2/b.1’in “Herhangi bir şekilde dil ve yazı ile ifade olunan eserler…” hükmü gereği, program formatlarının ilim ve edebiyat eseri olarak korunabileceğini savunmaktadır.   

Bu yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi; 05.04.2005 tarihli 2004/6612 E., 2005/3278 K sayılı kararında: “5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 4630 sayılı yasa ile değişik 5 nci maddesine göre program yayın formatlarının da anılan yasa kapsamında eser sayılması ve korunmasının gerektiği kabul edilmelidir. Nitekim Dairemizce verilen 2000/6049-8439 ve 2004/1281-10333 sayılı ilamlarda da program formatları, anılan yasa kapsamında değerlendirilmiştir” hükmederek televizyon formatlarının da FSEK kapsamında eserlere tanınan korumalardan yararlanacağını açıkça belirtmiştir.

Benzer şekilde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 21.09.2004 tarihli ve 2003/12452 E., 2004/8678 K sayılı kararında; “Weakest Link” (Türkiye’de “En Zayıf Halka” çevirisiyle televizyonlarda yayınlanmıştır) adlı yabancı menşeli yarışma programı ile aynı format, içerik ve kurallarla oluşturulan “Kim Gitsin?” isimli yarışma programının, orijinal bir eser olduğu kabul edilen “Weakest Link” programının eser sahibinin haklarını ihlal ettiği yönündeki İlk Derece Mahkemesi kararını onamıştır.

Başka bir olayda İstanbul 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi; 29.4.2003 tarih ve 2001/1123-2003/202 sayılı kararı kapsamında, davalı “Show TV” kanalında yayınlanan yarışmanın, orijinali İtalya’da yayınlanan ve Türkiye sınırları içerisinde kullanım hakkı lisans sözleşmeleri kapsamında davacı tarafa bırakılan “2008 SMS” adlı programın formatının taklidi olduğu ve bu durumun davacıların haklarına tecavüz teşkil ettiğine hükmetmiştir.

Doktrinde televizyon formatlarının, bunlar ilim ve edebiyat eseri olarak değerlendirilemese bile, her halükarda genel hüküm niteliğindeki TTK haksız rekabet hükümlerine göre korunacağı da kabul edilmektedir.

Bu yönde İstanbul 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2003/239, K. 2007/152 sayılı yayınlanmamış kararında: “…Eğer televizyon formatı kopya değilse, orijinal ise yani soyut konseptin ötesinde çok somut özgün ayrıntılar içeriyorsa, özgünlük taşıyorsa, belli bir felsefe ve atmosferi varsa fikir eseri olarak, orijinal değilse ve şartları varsa paraziter veya haksız rekabet hükümleriyle korunacağı kabul edilmektedir” ifade etmiştir.

Yukarıda sıralanan doktrinsel görüşler ve yargı kararları doğrultusunda, (i) sabitlenmiş ve (ii) orijinal olduğu tespit edilen televizyon formatlarının (iii) fikri eserler olarak FSEK hükümleri kapsamında,  bu koşulları kapsamayan formatların ise TTK haksız rekabet hükümleri kapsamında korunabileceği düşünülmektedir.

Daha fazla görüş

Paylaş