5. Yargı Paketi Kapsamında İcra ve İflas Kanunu’na Getirilen Değişiklikler


5. Yargı Paketi kapsamında 30.11.2021 tarih ve 31675 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7343 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun (“7343 sayılı Kanun”) ile, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu gibi diğer kanunların yanı sıra, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nda (“İİK”) pek çok önemli değişiklik yapılmıştır. Kanun değişikliğinin genel gerekçesine bakıldığında, bilişim teknolojilerinin getirdiği imkanlar doğrultusunda açık artırma işlemlerinin tamamen elektronik ortamda gerçekleştirilmesinin amaçlanması, cebri icra sisteminin etkinliğinin artırılması adına sicile kayıtlı taşınır ve taşınmaz malların kıymet takdirine ilişkin esasların yeniden belirlenmesi, hacizli malların en az masraf ve en yüksek bedelle satışını sağlamak adına birtakım düzenlemeler yapılması, cebri icra sisteminde ilk defa kabul edilen usule göre borçluya haczedilen malını rızaen satma imkanı getirilmesi gibi yenilikler ön plana çıkmaktadır. 7343 sayılı Kanun ile İİK’da yapılan değişikliklerden bazıları aşağıda irdelenmektedir.

İcranın Geri Bırakılması

İİK’nın mahkeme ilamına karşı kanun yoluna başvurulduğunda icranın geri bırakılması için verilecek süreyi düzenleyen mevcut 36. maddesi uyarınca, mahkeme ilâmına karşı istinaf veya temyiz yoluna başvuran borçlunun, i) hükmolunan para veya eşyanın resmî bir mercie depo edildiğini ispat etmesi, ii) söz konusu tutarda icra mahkemesi tarafından kabul edilecek bir taşınır rehni veya esham veya tahvilât veya taşınmaz rehni veya muteber banka kefaleti göstermesi, veya iii) bu tutarı karşılayacak malının mahcuz olması hallerinde, icranın geri bırakılması için bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay’dan karar alınmak üzere icra müdürü tarafından kendisine uygun bir süre verileceği düzenlenmektedir.

İlgili maddenin birinci fıkrasında öngörülen değişikliğe göre, icranın geri bırakılması kararını verme yetkisi bölge adliye mahkemeleri ve Yargıtay’dan alınıp takibin yapıldığı yer icra mahkemesine verilmektedir. İlgili madde uyarınca, ücretinin ilgililer tarafından verilmesi halinde, icranın geri bırakılması hakkındaki karar, icra mahkemesince hükmü veren mahkemeye ve icra dairesine bildirilecektir. Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere söz konusu değişiklik, mevcut icranın geri bırakılması prosedürünün bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtay nezdinde ilave iş yükü oluşturması, borçlunun ya da vekilinin özel takibini gerektirmesi nedeniyle zaman ve emek kaybına neden olması ve işlemlerin süreye tabi olması nedeniyle aksamalara ve mağduriyetlere neden olması sebebiyle yapılmıştır.

Aynı maddenin altıncı fıkrasına eklenen cümle ile, daha çok uygulamadaki tereddütleri gidermek amacıyla, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karara karşı temyiz yolunun açık olduğu durumlarda, icranın geri bırakılması kararının etkisinin temyiz yoluna başvurma süresinin dolmasına kadar devam edeceği ifade edilmiştir.

Mülkiyet Karinesi

İİK’nın istihkak davalarında mülkiyet karinesine ilişkin 97/a maddesi uyarınca, bir taşınır malı elinde bulunduran kimse onun maliki sayılır. Borçlu ile üçüncü şahısların taşınır malı birlikte ellerinde bulundurmaları halinde dahi mal borçlu elinde addolunur. Bu karinenin aksini ispat külfeti iddia eden kişiye düşer.

Borçlu ile üçüncü kişinin birlikte zilyetliğine ilişkin hükmün uygulamada yarattığı problemleri ve üçüncü kişilerin mağduriyetlerini gidermek adına yapılan değişiklikle, üçüncü kişinin yedieminliği kabul etmesi halinde artık mal muhafaza altına alınmayacaktır. Ancak, İİK m. 97’ye göre istihkak iddiasına karşı alacaklı veya borçlu tarafından yapılan itiraz üzerine icra mahkemesi tarafından takibin devamına karar verilmesi halinde, söz konusu mal muhafaza altına alınabilecektir.

Satış Talebinde Müddet

İİK’nın “Satış Talebi” bölümü altındaki 106. maddesi, başlığı da dahil olmak üzere tamamen değiştirilmiştir. “Talep için müddetler ve giderlerin yatırılması” başlıklı yeni düzenlemede, önceki düzenlemenin aksine, borçluya da hacizli malın satışını isteyebilme hakkı tanınmaktadır. Ayrıca, satış talebi süresine ilişkin malın türüne göre yapılan ayrım ortadan kaldırılarak hem taşınırlar hem taşınmazlar için satış süresi bir yıl olarak belirlenmektedir.

Eklenen yeni ikinci fıkra ile, bir yıl içerisinde satışı istenilen, ancak artırma sonucu satılamayan hacizli mal veya hak için satış isteme süresinin, ilk fıkrada öngörülen bir yıllık sürenin sona ermesinden itibaren bir yıl daha uzayacağı düzenlenmiştir. Satış talebiyle birlikte kıymet takdiri ve satış giderlerinin tamamı peşin olarak yatırılacaktır.

Taksitle ödemede vergi istisnası

İİK’nın “Taksitle Ödeme” başlıklı 111. maddesine eklenen yeni fıkra ile, borçlunun borcunu muntazam taksitlerle ödemeyi taahhüdü veya alacaklı ile borçlunun hacizden önce ya da hacizden sonra borcun taksitlendirilmesi için yapacakları sözleşme nedeniyle icra dairesinde düzenlenecek tutanak veya kâğıtların, damga vergisinden istisna olduğu açıkça hükme bağlanmıştır.

Borçluya Satış Yetkisi Verilmesi/Rızaen Satış

İİK’ya eklenen yeni madde 111/a ile borçluya hacizli malını rızaen satış yetkisi verilmektedir. Buna göre borçlu, kıymet takdirinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde kendisine satış yetkisinin verilmesini talep edebilecektir. Bu taleple birlikte cebri satış işlemleri duracak ve icra müdürü tarafından borçluya satışı gerçekleştirmesi adına on beş günlük süre verilecektir. Bu süre içerisinde satış isteme süresi işlemeyecektir.

Rızaen satışta satış bedeli, daha önceden takdir edilen bedelin %90’ı ile o malla güvence altına alınmış ve rüçhanlı alacaklıların alacağının toplamından hangisi fazla ise bu miktarın ve o aşamaya kadar yapılan takip masraflarının toplamından az olamayacak, verilen on beş günlük süre içerisinde satış usulüne uygun yapılırsa ve taraflarca belirlenen satış bedeli dosyaya ödenirse dosya icra müdürlüğü tarafından derhal satışın onayı ile malın devir ve teslim işlemlerinin yapılmasına karar verilmesi için icra mahkemesine intikal ettirilecektir. Mahkeme en çok on gün içinde dosya üzerinden yapacağı inceleme ile satışın kabulüne veya reddine ilişkin kesin bir karar verecektir. Kabul ile malın mülkiyeti alacaklıya geçecek olup, ret halinde ödediği bedel alıcıya iade edilecektir.

Elektronik Ortamda Açık Artırma Suretiyle Satış

İİK’ya eklenen yeni madde 111/b ile artık haczolunan mal ve hakların satışının tamamen UYAP’a entegre bir elektronik satış portalında gerçekleştirilmesi öngörülmekte ve 90 yıldır uygulanan fiziki satış usulü kaldırılmaktadır.

Bu doğrultuda artırma hazırlık tedbirleri ve ihalenin yapılmasına ilişkin 114 ve 115. maddeler de değiştirilerek haczedilen malın satışına ilişkin hazırlık işlemleri ile ihale usulü, elektronik satışa uygun olarak yeniden belirlenmiştir. Yapılan değişikliklerle, açık arttırmalara internete erişim olan her yerden katılım imkanı getirilerek ihaleye katılan kişi sayısını attıran, tekliflerin kolay ve şeffaf bir şekilde verilmesini temin eden ve mahcuz mal veya hakkın rayiç değeri üzerinden satışı sağlayarak alacaklı ve borçlunun menfaatlerinin en üst düzeyde koruyan bir sistem öngörülmüştür.

Madde metninde ayrıca elektronik satış portalının ve satış işlemlerinin güvenliğine ilişkin düzenlemeler yapılarak satış işlemlerinin güvenli bir şekilde gerçekleşmesini engelleyen internet siteleri için 04.05.2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunun 8/A maddesi hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiş; elektronik satış portalının işleyişini ya da güvenliğini tehlikeye sokan veya satış portalına erişimi engelleyen ya da zorlaştıran nitelikte eylemler Kabahatler Kanunu hükümleri uyarınca yaptırıma tabi tutulmuştur.

Hacizli Taşınırların Muhafazası: Yukarıda ele alınan elektronik ortamda artırma usulü kapsamında artık bir satış mahallinden bahsedilemeyeceğinden, İİK’nın 88. maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklikle, haczedilmiş ancak muhafaza altına alınmamış taşınır malların satış talebi üzerine muhafaza altına alınacağı veya ihale alıcısına teslime hazır hale getirileceği; aksi halde satış yapılmayacağı düzenlenmiştir.

İhalenin Neticesi ve Feshi: İİK’nın “İhalenin neticesi ve feshi” başlıklı 134. maddesinde bazı değişiklikler ve eklemeler yapılmaktadır.

Bu kapsamda, birinci fıkrada yapılan değişiklikle ihale kesinleşinceye kadar taşınmazın ne şekilde muhafaza ve idare edileceği düzenlenmekte ve uygulama problemleri giderilmeye çalışılmaktadır.

İkinci fıkra eklemeleri ile ihalenin feshi davasını açabilecek kişiler arasına resmi sicillerdeki ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri de dahil edilmiştir.

Eklenen üçüncü ve dördüncü fıkralar ile alıcı, satıcı, sicillerde tescilli olanlar ve sınırlı ayni hak sahipleri haricindeki kişilerin açacağı davalar, davanın reddi halinde iade edilmeyecek olan ihale bedeli üzerinden nispi harç yatırılması şartına bağlanmış olup, ilgili kişilerin muhtemel zararlarına karşılık olmak üzere ihale bedelinin yüzde beşi oranında teminat yatırma zorunluluğu getirilmektedir. Böylece, ihalenin kesinleşmesinin önünün hakkın kötüye kullanılması yoluyla kapatılması engellenmeye çalışılmaktadır.

Eklenen beşinci fıkra ile ihalenin feshi talebinin yargılama usulünde birtakım değişiklikler yapılmaktadır. Öncelikle usulden ret kararının, artık duruşma yapılmadan da verilebileceği düzenlenmektedir. Talebin reddi hali için belirlenmiş yüzde on oranındaki ceza, “ihale bedelinin yüzde onuna kadar” şeklinde değiştirilerek hâkime takdir yetkisi tanınmış ve daha da önemlisi para cezası verilebilecek haller açıkça sayılmıştır.

Sıra Cetveli – Teminat Karşılığı Ödeme

İİK’nın teminat karşılığı ödemeye ilişkin 142/a maddesine yapılan ekleme ile uygulamadaki tereddütlerin giderilmesi amaçlanmakta ve sıra cetvelinde yer alan alacaklının teminat mukabilinde alacağını tahsil edebileceği açıkça düzenlenmektedir. Böylece alacağı tahsil etmek için sıra cetveline şikâyet veya itiraz yoluna başvurmaya artık gerek olmayacaktır. Buna ek olarak, bankadan alınacak teminat mektubunun kesin olmasının yanı sıra, süresiz olması gerektiği yönünde bir düzenleme yapılmıştır.

Son olarak, yapılan değişiklikler kapsamında diğer bazı kanun değişiklikleri ile çocuk teslimi hükümlerinin İİK’dan çıkarıldığı, buna dair ilam ve tedbir kararlarının yerine getirilmesi görevinin icra müdürlüklerinden alınıp adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüklerine bırakıldığı, icra dairelerinin gözetimini, denetimini ve idari işlerini yerine getirmek adına iş yoğunluğunun veya icra dairesi sayısının fazla olduğu illerde Adalet Bakanlığı tarafından yetki çevresi de belirlenmek suretiyle bir veya birden fazla icra daireleri başkanlığı kurulabileceğinin düzenlendiği görülmektedir.

Daha fazla görüş

Paylaş