Çevrimiçi Platformlara Rekabet Hukuku Perspektifinden Bakış

Çevrimiçi platformlar, hem teşebbüsler hem de tüketiciler bakımından sağladığı avantaj ve olanaklar sayesinde günümüzde oldukça yaygınlaşarak hayatımızda yer almaktadır.

Pek çok farklı sektör için önemli bir potansiyel olan e- ticaret uygulamaları hakkında mevcut olan tüketiciler nezdindeki güven ve algı sorunlarının yanında, bu çevrimiçi platformların hukuki olarak nasıl tanımlanması gerektiği noktasında bazı boşluklar/belirsizlikler olduğu görülmektedir.

Rekabet hukuku analizi bakımından temel olarak belirlenmesi gereken pazar gücü ve pazar tanımı gibi hususların e-ticaret platformları kapsamında nasıl belirlenmesi/değerlendirilmesi gerektiği henüz net değildir ve bu tanımların yapılması oldukça zordur.

Günümüzde küresel oyuncularla rekabet içerisinde olan e-ticaret platformları bakımından “ilgili coğrafi pazar” tanımlarının ve sınırlandırmalarının yapılması da kolay değildir.

Pazar yeri sağlayan platformlar ile platform kapsamındaki ürünlerden yalnızca bir tanesini satan diğer çevrimiçi oyuncuların rakip sayılıp sayılmayacağı, ticari işlemin kimle yapıldığı, pazar gücünün belirlenmesinde elde edilen gelire mi yoksa kullanıcı sayısına mı bakılacağı tartışılmaktadır. Bunun yanında, e-ticaretin en önemli unsuru hızdır ve buna bağlı olarak da oyuncuların pazardaki lider konumları hızla değişebilmektedir. Pazara iyi fikir ve uygun finansman desteği bularak giriş yapan start-up’ların kısa sürede dünya devleri ile kolayca rekabet edebildiğini gözlemlemekteyiz. Platformların farklı bir hizmeti daha sunmaya başlamasıyla daha önce faaliyette bulunmadığı alanlara kolayca girişi yapabilmesi de mümkündür. Dolasıyla, bu hususların hepsi, pazar tanımını ve gücünü etkilemektedir. Bu noktada çevrimiçi platformların hakim durum analizlerini dikkatli şekilde yapmaları tavsiye edilmektedir. Geçtiğimiz ay (Ekim 2018) Sahibinden.com hakkında, vasıta satış hizmetlerine yönelik çevrimiçi platform hizmeti ve emlak satış/kiralama hizmetlerine yönelik çevrimiçi platform hizmeti pazarlarındaki hakim durumunu kötüye kullanması sebebi ile, Türk Rekabet Kurumu tarafından başlatılan soruşturma sonuçlandırılarak, idari para cezası kararı verilmiştir.

Türk Rekabet Kurumu, yayımlamış olduğu son “Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz” ile e-ticarete ilişkin bu sorunların bir kısmına yer vermiştir. Kılavuz uyarınca sağlayıcının, internet üzerinden yapılan satışları kısıtlaması genel olarak engellenmiş ancak bazı istisnai uygulamalara da imkan tanınmıştır. Esasen, Kurum kararlarında da olay bazında değerlendirildiği üzere, internet satışlarının engellenmesi bir pasif satış sınırlamasıdır dolayısıyla 4. maddeye aykırıdır, ancak istisnalar ürünün niteliği, marka imajı veya lüks algısı kapsamında gerekli olması ve getirilen tedbirin amaç ile orantılı olması noktasında getirilebilir. Bunun yanında kılavuz kapsamında bir ürünün internet üzerinden satış fiyatı ile mağaza fiyatının farklı belirlenmesi (dual pricing) yasaklanmıştır.

Rekabet Kurumu’nun e-ticaret hakkındaki güncel yaklaşımlarının, AB uygulamaları ile paralel olduğu görülmektedir. Dijital dönüşüm sonucunda, e-ticaret bakımından geleneksel rekabet hukuku bakış açısı ve değerlendirme yöntemleri de değişmektedir.


Aboneliğinizi Yönetin

Güncel hukuki görüşlerimiz ve etkinliklerimiz hakkında özelleştirilmiş bilgilendirme için abone olun.